• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal

Anasayfa

Şimdi size “Solunuzda ne var?” diye sorsam ezberden söyler ya da kısaca dönüp bakarsınız. Ancak “Güneybatınızda ne var?” diye sorsam bir süre cevap veremez, türlü akıl yürütmelere girişirsiniz. Böyle bir soru size eğlencelik –ve belki biraz da gereksiz- bir akıl oyunu gibi gelir. Öyle ya, insanın sağı solu gibi net ifadeler varken, kuzeyi güneyi işin içine karıştırmaya ne gerek var?
2017 yılında Netflix üzerinden yayına giren The Discovery filminde Robert Redford, ölümden sonrasının var olduğunu ispatlayan bir bilim insanını canlandırıyor. Filmde karakteri şöyle diyor: "Vücut öldükten sonra, bilincimizin bir kısmı bizi terk eder. Bu da ölümden sonra yaşamı doğrular." Redford, bunu ispatlamak için bir makina kullanır. Filmde bir diğer bilim insanı karakterinin izah ettiği üzere bu makina, "atomaltı düzeyde beyin dalgalarını ölçerek, ölümden sonra bilincin vücudu terk ettiğini göstermektedir".
Bu haksızlığı artık kabul etmiyoruz. İklim krizinin tüm geçmiş, şimdiki ve gelecek kurbanları için adalet talep ediyoruz ve ayağa kalkıyoruz. Binlercemiz geçtiğimiz haftalarda dünyanın her yerinde sokaklara çıktı. Artık seslerimizi duyuracağız. 15 Mart’ta bütün kıtalarda protesto yapacağız.
Katmanlaşıp –örgütlenip, imlenip, özneleşip– kalmak, olabilecek en kötü şey değildir; olabilecek en kötü şey katmanları çıldırmış yahut intiharvarî çöküşe sürüklemenizdir, bu da onları iyice ağırlaştırıp üzerimize çöktürür.
Bizler, avcı toplayıcı hayvanlar olduğumuz gerçeğini kendinden bile saklamak için epilasyon yapan, parfümler deodorantlar kullanan avcı toplayıcı bedenindeki medeni karakterleriz. Bizler, kürk kalıntısından ve ter kokusundan kurtulmak için milyarca dolarlık epilasyon ve parfümeri sektörü yaratan avcı toplayıcı bedenindeki centilmen Homo sapiens ruhlarız. Bu beden bu ruhu kabul etmiyor, ya da bu ruh bu bedeni. Bütün çelişki, kültürel-ruhsal evrimimizin, metabolik-hormonal evrimimizden daha hızlı değişmesinden kaynaklanıyor. Smokinli avcı toplayıcının temel trajedisi burada başlıyor.
İnsanların neden kolayca bazı şeyleri fazla düşünmeden gerçekmiş gibi kabul edebildiklerini hiç merak ettiniz mi? Bazı olguların doğru olmadığı halde doğruymuş gibi kabul edildiğini gördünüz mü? Ya da yeni bir şey öğrenmenin neden bazen çok zor olduğunu düşündünüz mü? Bunların hepsinin sebebi aslında aynı: Bilişsel kolaylık durumu.
Ben, herkesin içinde hazırda bekleyen ve bir olayla veyahut ufak bir tartışmayla ortaya çıkan faşizme inanıyorum. Sosyalist bir partinin ya da örgütün sözcüsü sizi ─ sadece görünüşünüzden dolayı yozlaşmış olarak yaftalayabilir ya da tırnak içindeki kendilerini entelektüel diye tanımlayan insanlar ufak bir eleştiri karşısında peygamber havalarına bürünebiliyorlar tabiri caizse.
heykel bir palyaçoya yakışır sonu seçip, intihar ederdi. belirgince çentilmiş bir tarih veda ederdi dağılmış parçalarında. beşi bir parçada, ikisi bir parçada. her şey biterdi. her şey, hiçbir zaman eskisi gibi olmamak diye bir ölüm seçerdi. en özensiz, en değersiz zamanlarımı seninle bir eskiciye satardım.
Darwin, Marx ve Freud’un çalışmalarına, bu sıradışı entelektüel inşalara ne ad vermeliyiz? Tam anlamıyla bilim değildirler, biyoloji –çağdaş biyoloji dahil– Darwinci çerçevede düşünülse bile. Felsefe de değildirler kesinlikle, felsefenin eski Platoncu adı olan diyalektiğe Marx yeni bir momentum vermiş bile olsa.
Biz insanlar bir milyar öğrenme anının ürünüyüz ama sadece bu değil. Konuşmayı, yürümeyi, acı ve rahatsızlıklardan kaçınmayı, dostluklar edinmeyi, yiyecek, barınak bulmayı ve diğer binlerce ayrıntılı hünerleri içgüdüsel olarak zaman içinde öğreniyoruz.
 1  ...
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret129195