• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Zeki Coşkunsu
Özrümü Kabul Et Tanrım!
03/07/2020

ÖZRÜMÜ KABUL ET TANRIM!(1)

 (PROLOG-3)

 

     Siz sevgili okurlar için, ilk elden uyarmalıyım; içinde yaşadığımız şu ‘kurgusal(fictive)’ ve ‘efemerik(gelip-geçici)’ dünyada, şu an elinizde tuttuğunuz bu eser kurgusal değildir, ama daha geniş anlamda ‘kurgusal bir eser’in içinde saklı olduğundan, yalnızcakurgusal” olabilir!         

     Bu eserde; ‘-Tanrı’nın Kendisi değil- Tanrı hakkında kimi mülâhazalar’a, ‘özgür irade’, ‘doğa yasaları’, ‘deontoloji(ödev-yükümlülükler bilgisi: herhangi bir mesleği uygularken mutlaka uyulması gereken ‘ahlâkî değer ve etik kurallar’ı inceleyen bilim dalı)’, ‘ahlâk-moral ilmi(ethics)’, ‘ahlâk teolojisi’, ‘teolojik ahlâk’ ‘vicdan(Tanrının iradesi)’ ve ‘vicdanın sesi(Tanrının sesi)’ ile ilgili, ‘iyilik-kötülük(hayır-şer)’, ‘günah-sevap’, ‘Kur’ân’ın mehcûr bırakılışı’, ‘İslâm dünyası(!)nın içinde bulunduğu hâl-i pür melâli’, ‘güncel küresel dünya sorunları’ ile ‘yeteneksizliklerimiz-beceriksizliklerimiz, iç çekişlerimiz, hayıflarımız ve kayıplarımız’ gibi, kimi reel olgu ve algılara ya da sanal üretimlere, ‘kadifemsi bir çok dokunuş’a tanık olacaksınız.     

     Örneğin; ‘iyilik-kötülük(hayr-şer)’ sorunu hakkında bilinenleri anımsayın:     

     * “Kötülük(şer) Tanrı’ya atfedilebilir mi? Onun yaratıcısı Tanrı mı?”     

     * “Bir şey Tanrı istediği için mi ‘iyi(hayr)’dir, yoksa o şeyin bizzat kendisi iyi olduğu için mi Tanrı onu istemiştir?” [“Euthyphro Tartışması(2) veya “Euthyphro Dilemi(3)]     

     * “Bir şey Tanrı istemediği için mi ‘kötü(şer)’dür, yoksa o şeyin bizzat kendisi kötü olduğu için mi Tanrı onu istememiştir?”     

     * “İnsan, kendi imkânlarıyla, -sınırlı bir ölçüde de olsa- neyin iyi ve neyin kötü olduğunu bilemez mi? Eğer insan, böyle bir imkândan büsbütün yoksun olsaydı, Tanrı’nın ‘X iyidir’ veya ‘X kötüdür’ şeklindeki bir buyruğunu bile anlayamazdı; öyle değil mi?”     

     * “İnsan için böyle bir imkân tanımak, Tanrı’nın gücünü ve iradesini sınırlandırmak anlamına gelir mi? Tabii ki hayır! Çünkü Tanrı’nın iradesi, insan ve evreni bugün tanık olduğumuz şekliyle yaratmakla zaten tezâhür etmiş olmuyor mu? Zira O’nun iradesi, kendi varlık şartlarımızın temelinde yatan ‘otantik kardinal neden’ değil de nedir?”     

     * “Tanrının buyurduğu iyidir demek, ‘iyi’ dediğimiz her şey hakkında da, ilâhî bir buyruğun olduğu/olması gerektiği anlamına gelir mi? Eğer her şey hakkında bir ilâhî buyruk veya yasak bulunsaydı, o zaman ne özgürlükten, ne de ahlâktan söz edebilir miydik?”

     * “Dindarlık veya kutsallık, kutsallık olduğu için mi Tanrı tarafından seviliyor, yoksa o, Tanrı tarafından sevildiği için mi kutsal oluyor?”(4)     

     * “Acaba ‘Tanrının iradesi’yle ‘ahlâkî iyi’ özdeş midir, yoksa ikisi arasında bir neden-sonuç ilişkisi mi vardır?”     

     * “Kur’ân’a göre ‘kardinal(temel/aslî) ilişki’; aynı zamanda ahlâkın ‘a priori kategorik buyruğu’ da olan ‘iyiliğin karşılığı iyiliktir’ (55/60) ‘diyalojik ilke’si değil midir? Hem de bu ilke, menfaate dayanan basit bir ticari ‘alış-veriş’ değil de, ‘iyilik, doğası gereği iyiliği celp eder.’ anlamında olmasın?”      

     * “ ‘Tanrı X’i buyuruyor’ şeklindeki bir olgu önermesinden, ‘o halde X’i yapmalıyım’ şeklindeki bir ahlâkî yükümlülük -dolayısıyla bir değer- önermesini nasıl çıkarıyoruz? Bu mantıksal bir çıkarım(inference) mıdır, yoksa başka türden bir akıl yürütme midir?”(5)     

     * “Acaba ‘vicdan’, ‘Tanrının iradesi’, ‘vicdanın sesi’ de, ‘Tanrının sesi’ olmasın?” ve “Buradan hareketle Tanrı da,  ahlâkî fiillerimizde iradesini gerçekleştiren bir ‘düzen koyucu(ordo ordinans)(6) olamaz mı?” O halde,     

     * “İyi bir Yaratıcı niçin dünyaya, tanıdığı ve önleyebileceği kötülüğün gelmesine izin verir?” Buna karşılık,     

     * “Bir yazar yapıtına acı ve ıstırap dolu konular kattığı zaman, kendi iyiliğine gölge düşürür mü?” veya      

     * “Yarattığı karakterleri güçlüklerle sınadığında, bir yazar duygusuzlukla nitelendirilebilir mi?” Ya da,        

     * “Evrenimizin türünün; birhikmet’, ‘bi’l-Hakkmı, birtrajedimi, birfars(farce: maskaralık/kaba gürültü/saçmalık)mı yoksa,absürt(saçma) bir tiyatro’ mu?” olduğunu da sorabiliriz.     

     Daha da derinleşelim:     

     * “Oyunun olay örgüsü nasıl ve biz hangi perdede bulunuyoruz?”      

     * “Kim bilir belki de Tanrı, bu dünyayı gerçek mi, yoksa kurgusal olarak mı yarattığına [“Allah Referans Sisteminden değil,İnsanoğlu(Kul) Referans Sistemi”nden bakıldığında] henüz karar vermemiştir!?”     

     * “Acaba Kıyamet Günü’nde mi karar verecek!?”     

     * “Nasıl bir karar vereceğine bağlı olan başka ne var; vereceği karara göre konumumuza ne eklenir ya da, konumumuzdan ne eksilir?”     

     * “Ya siz; hangi kararın verilmesini umuyorsunuz?” vs. vs.     

     İşte ben bu naçiz eserimde, belki de haddim olmayarak, bir ‘yol’, bir ‘çıkış yolu’ gösterme gayretine girdim. Bu yol, bir ‘delilik’e mi çıkıyor, yoksa bir ‘aydınlanma’ya mı; takdir, siz ‘nesnel’ ve ‘öznel’ dünya görüşleri arasında, bir o yana, bir bu yana salınan okurların…?         

     Dahası bu eser, aynı zamanda ‘beyin fırtınası yaratma, düşünce anaforu/girdabı oluşturma, zihnin kara deliğinin derinliklerine doğru ilmî/felsefî bir ekskürsiyon(anlamlı bir gezinti) ya da, zihin karışıklıklarını ortaya çıkarma ve belirginleştirme’ girişimi olarak ta algılanabilir! Dolayısıyla bu eserin; ‘okurlarını kışkırtmak, huzurunu kaçırmak, allak bullak etmek, anlaşılır olanı tuhaflaştırmak, belki de tuhaf olanı anlaşılır hâle getirmek’ üzere tarafımdan tasarlandığını söyleyebilirim. Ne ki elinizde tuttuğunuz bu eser, bir ‘hikâye’ değil, ‘ilmî bir araştırma’ ve ‘felsefî bir düşünce’ ürünüdür! Sakın yanlış anlaşılmasın; ‘hikâye’ türünü hafife alıyor, küçümsüyor da değilim! Demem o ki; “fikirlerinizi anlatmak için sıkça ‘hikâyelere’  başvuruyorsanız,  fikirleriniz henüz ‘hikâye’ olmaktan çıkıp bir ‘düşünce’ haline gelmemiş demektir.”(7)     

     İtiraf ediyorum; ben bu kitabı bir ‘amaç’ doğrultusunda yazdım ve bu da, ‘insanların hayatlarında bir farklılık yaratmak’tır!     

     İtiraf ediyorum; ben bu kitabı, ‘insanların hayatında bir farklılık yaratmayı çok sevdiğim için’ yazdım. Değilse, sırf ‘zihin egzersizi’ olsun diye yazmadım!     

     Yine itiraf ediyorum; yetişirken bilinçli olarak birçok ‘MEM’den arınıp, sonra yeni ‘MEMLER’le yeniden programlanmasaydım, ne bu kitabı ne de, (akademik-ilmî anlamda) diğer [“Biyolojik Âdem’in Emerjans’ı: Evrim Realitesine Kur’ânî & Kuantum Mekaniksel Non-Konvansiyonel Bir Bakış” (Çizgi Kitabevi Yay., Konya-2013) & “İndirilen Otantik(Gerçek) İslâm, Uydurulan Pseudo(Sahte) İslâm: İnsanoğlu Referans Sisteminde Din Olgusu(Non-İzomorfik İslâm Din Anlayışının Kur’ân Epistemolojik Seviyesinde Bir Eleştirisi)” (Çizgi Kitabevi Yay., Konya-2014) & “Vahiy Fenomeni: Tanrısal & Kozmik Enformasyonel Yayın; Tanrı’nın Konuşması Bağlamında Vahyin Epistemolojik Analizi(Vahiy Realitesine Non-Konvansiyonel Bir Yaklaşım) Öyle Ya da Böyle, Tanrı’nın Konuşmadığı Hiçbir Ölümlü(Beşer) Yoktur!”, (Çizgi Kitabevi Yay., Konya-2016) & “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz; Non-Konvansiyonel  Otantik  İlmî Makâleler”, (Çizgi Kitabevi Yay., Konya-2019)] eserlerimi yazardım!     

     Ancak, siz sevgili okurlara bir kaç hatırlatmam var. O da şu:     

     Bu kitabı okurken, ‘devrim yaratan yeni bilimsel düşüncelerin geçtiği şu dört aşama’dan üçü; ‘kayıtsızlık(tecrit)’, ‘alaya alma’ ve ‘eleştiri’ [ki dördüncüsü, ‘kabul görmedir] gibi bir takım tepkileri tecrübe ederseniz korkmayın: Sonuna kadar okursanız, tepkiler büyük oranda yok olacaktır! Eğer bunu yaparsanız, geleceğiniz için ve insanlığın geleceği için güçlü bir araç elde edeceksiniz; benden söylemesi…     

     Dil ve üslup açısından; çoğunlukla ‘ilmî/felsefî’, yer yer de ‘edebî’ ama, ‘aşağılamayan’ ve ‘gerçekçi’, bir o kadar da ‘ilmin şiirselliği’yle siz okurlara ilham vermeye gayret gösterdim. Açıklamalarımı, dürüstlüğün elverdiği ölçüde ‘basit(simple:sade/yalın)’ tutarken, ama aynı zamanda ‘zor olan’ı ihmal etmemeye de çalıştım. Dahası, anlamaya ısrarla anlamaya, eşdeğer ölçüde çaba göstermeye hazır olan siz sevgili okurlara açıklamaya, ekstra güç sarf ettiğimi de söylemeliyim. Ne derece başarılı olduğumun takdiri, siz sevgili okurların…       

     Ne var ki, eğer bu arada sürç-i lisân edersem de, Sen bana bakma Tanrım! Çünkü şu sıralar, hayli ‘parçalı bulutlu’yum, ‘naif’im de bir o kadar!     

     Tanrım; Sana, “kadim bir dostum”un “…Özrümü Kabul Et!” başlıklı, dua formatındaki yakarışıyla sesleniyorum:

     Allah’ım, aklım erdiğinden beri Seni tanımaya çalışıyorum. Seni tanırken bir sürü hatalar yaptığımı anladım ve bu yüzden özür diliyorum. Seni tanırken duyduklarıma ve yakınımdaki yaygın anlayışlara yer vermenin ezikliğini yaşıyorum.      

     Seni bana ilk anlatan anneannemdi ve bir sürü saçma şey söyledi. Sonrasında Seni cami görevlisinden dinledim. Anneannem ve mahalle imamını aşınca, kendini dine adadığını söyleyerek kafasındaki saplantıları Sana yamamaya çalışan nicelerini okuyup durdum.         

     Anladım ki, bizim Seni tanımamız için gereken her donanımı bize peşinen vermişsin. İçimize doğruyu yanlıştan ayırt etmeye yarayan ‘vicdan’ı koymuş, kötü şeyler yapınca yüzümüzün kızarmasını öngörmüşsün. Hayatın içine değişmeyen kurallarını koymuş ve ölene kadar hiç müdahale etmeden beklemektesin. Bizleri güzel davranmakla yücelebilecek, kötü davranışlarla alçaklaşabilecek tarzda yaratmışsın.     

     Bizleri ‘robot’ gibi yaratmayarak ne güzel yapmışsın. Sen ne güzel bir Yaratıcı’sın!

     Seni tanımak, takdir etmek ve Seninle uyumlu olmak bu kadar kolay ve apaçık iken, bir sürü yerde bir sürü engelleyiciye takılmamdan dolayı çok çok özür diliyorum. Umarım bu çeldiricileri aşıp gelirken makul süreyi aşmamışımdır.”(8)   

 

(1) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Tanrım Konuşmalıyız; Lütfen, Mümkünse Hemen!”, -Monolog-  

    s. 28-33, Çizgi Kitabevi Yay., Konya, 2015.

(2) Bkz. MACKINNON, D. M. & MEYNEL, H.;  The Euthyphro Dilemma”,  p. 211-234,

    Proceedings of  the Aristotelian Society, 46, 1972.

(3) Bkz. BARTLEY, W.W.III; “Moralty and Religion”, p.7, London:Macmillan and Co. Ltd.,

    1971. 

(4) Bkz. PLATO; “Euthyhro”, p. 9e. (English Translation: by B. Jowett),  London Sphere Bo-

    oks, Ltd. Ltd., 1970.

(5) Bkz. AYDIN, S. Mehmet, (Prof. Dr.);Kant’ta ve Çağdaş İngiliz Felsefesinde Tanrı-Ah-

    lak İlişkisi”, s. 17, T.D.V. Yay. Ankara, 1991.

(6) J.G.Fichte’nin gerek, “Her türlü Vahyin Eleştirisi” adlı yazısı ve gerekse, “Dünyanın İlahi 

    Bir Yönetim Altında Bulunduğuna İlişkin İnancımızın Temeli Üzerine” adlı yazısındaki gö-

    rüşleri için bkz.  John BAILLE,   The Interpetation of Religion”,     (Edinburg, T. and T.

    Clark, 1929) p. 276 vd. & SORLEY, W.R.; “Moral Values and the İdea of God”, p. 351,

    Cambridge Üniversty Press, New York, 1919 & MACLAGAN, W.G.; “Theological Fron-

    tier of Ethics”, p. 89, 1929 & KRONER, R.; “Kant’s Weltanschauung” (English Translati-

    on: by J.E. Smith), Chicogo, University Press, 1956. p. 35. Ayrıca bkz. TSANOFF, R.A. &

    FICHTE, J.G.; “The Encyclopedia of Philosophy”,  8 Vols,  by. P. Edwars, New York and

    London, The Macmillan Co., 1967.  

(7) Bkz. KOCA, Salih; “Ayıkla Bilincin Taşını”, s. 69, AZ Kitap-Ares Yay., İstanbul, 2014.

(8) Bkz. KARACA Uğur; “Allah’ım Özrümü Kabul Et!”, Barış Kulvarı(Aylık Dergi) sayı, 19,

    s. 13, Bilgi İletişim Yay., Balıkesir, 2013 & KARACA Uğur; “Hangi Allah?”, s. 3, Çapraz

    Kitap Yay., İstanbul, 2014.

Zeki COŞKUNSU



397 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TANRIM, NEREDESİN? - 07/08/2020
TANRIM, NEREDESİN? (1)
Tıklım Tıklım Sen Doluyum Tanrım! - 30/07/2020
Ben beş yaşındayken annem her zaman bana mutluluğun, ‘hayatın anahtarı’ olduğunu anlatırdı.
Adem Olana Bir Sözcük Yeter - 24/07/2020
Tanrım; aslında Sen biliyorsun: “Âdem olana bir sözcük yeter(A Verbum Ade Satis)!”
Feleğin Tekerine Çomak Sokmak! - 17/07/2020
‘Lâ’ demek o kadar kolay mıdır? O’nu sen müzik notası mı sandın?”
Tanrım, Senin Bizler Gibi Bir Dil Takıntın Yok! - 10/07/2020
TANRIM; SENİN DİL PROBLEMİN VE/VEYA DİL TAKINTIN YOK BİZLER GİBİ! (PROLOG-4)
Çağsıl Sorunumuz: Tanrı Tutulması - 27/06/2020
Evet, Tanrım itiraf ediyorum; hem de bütün içtenliğimle: ‘Ben, o yanlarında Senin olmadığın acınılası azınlık insanların dininden değilim! Ben içinde yaşadığım şu müşrik toplumun dininden de berîyim(uzağım)!’
Tanrım Konuşmalıyız! Lütfen, Mümkünse Hemen! - 20/06/2020
Hiç unutmadım. Nasıl unutabilirim ki!? Yıl, 2013. Ukrayna’nın Karpat Dağları eteklerindeyim. Rakım, 1818 metre! Mevsimlerden kış; -30 ˚C’yi ha vurdu, ha vuracak termometre!
Sen Hangisisin? - 15/06/2020
Tanrım; ‘Herkesin Allah’ı Niye Farklı? Sen Hangisisin?’ & Ey İnsanlar! ‘Ya Sizin Tanrınız Nasıl Bir Tanrı?’