• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Zeki Coşkunsu
Tanrım, Senin Bizler Gibi Bir Dil Takıntın Yok!
10/07/2020

TANRIM; SENİN DİL PROBLEMİN VE/VEYA DİL TAKINTIN YOK

 BİZLER GİBİ!(1)

                                                                      (PROLOG-4)



    (…)

     Ha neredeyse unutuyordum Tanrım; Sana ‘Tanrı’ diye hitap ettiğim için bile, kimi kulların beni kınıyor ve eleştiri okları sağanağına maruz kalıyorum. Oysa Kur’ân’daki ‘ilâh’ kelimesinin Türkçe karşılığı ‘tanrı’ demek zaten! Ama bir bilseler o kulların, ‘ilâh’ın; “sığınılan, güvenilen, yardım eden, umut bağlanan, her şeyden çok sevilen, kendisin(in koyduğu yasakları çiğnemek suretiyle, gözden düşüp-sevgisini yitirmek)den sakınılmaya ve mutlak itaat edilmeye tek lâyık olan, her sözü absülü otantik(mutlak gerçek-doğru) olarak kabul edilen, kendisinden kurtuluş beklenen” vb. “8 kardinal(temel) anlam”ı(2) içerdiğini sanırım, özür dilerlerdi hem, Senden hem de, benden! Kimi kulların bilmese de, ben biliyor ve anlıyorum; Senin dil problemin/takıntın yok bizler gibi! Kim ne derse desin, umurumda değil; Sen beni ve niyetimi biliyor ve anlıyorsun ya, bu bana yeter!      

    * “[Ey Peygamber! Allah’ı farklı isimlerle anmandan dolayı ‘Muhammed iki ayrı tanrıya tapıyor!’ diye ileri geri konuşan o müşriklere] de ki: “İster ‘Allah’ diyerek, ister ‘Rahman’ diyerek hitap edin. O’na bu isimlerden hangisiyle hitap ederseniz edin O birdir; bütün güzel isimler de O’na aittir.”…” [(17/110) Ayrıca bkz. (7/180), (20/8), (59/22-24), (87/1-5) vb. ayetlere.]     

    Sevgili okurlar, bu denli hayatla içice, yüzyıllardır yaşamsal değerini koruyan ve sonsuza dek koruyacak olan bir ‘fenomen’i(sıradışı olayı), ‘birincil(primary/primer)’ bir konu olarak ele almamız; bizim için önceliği ve evrenselliği açısından kaçınılmaz bir gereklilik ve ilmî bir ‘sine qua non (olmazsa olmaz, ilmî bir zorunluluk)’ olmuştur.      

    Monolog’ türündeki bu ‘ilmî/felsefî’, bir kuple de ‘edebî’ olan eserimiz, ‘5 kardinal(ana-temel) bölüm’den oluşmaktadır:

     Birinci bölüm; ‘İlim Felsefesi, Teoloji, Deontoloji, Ahlâk Teolojisi(Moral Theology/Ethical The-ology) ve Teolojik Ahlâk(Theologocal Ethics) Üzerine Esinlenmeler’ başlığını taşıyor. Bir diğer önemli ana başlığı(2. Bölüm); ‘Küresel Kapitalist Dünyamızın Güncel Sorunları Üzerine Esinlen-meler  oluşturuyor. Üçüncü Bölümde ise, ‘İslâm Dünyasının(!) Hâli Hazırdaki Portresi(Hâl-i Pür Melâlimiz) Üzerine Esinlenmeler’ yer alacak. Dördüncü Bölüm, ‘Din ve Kur’ân Anlayışımızdaki Sapmalar Üzerine Esinlenmeler’ başlığını taşıyor. Ardından eserimiz, 5. Bölümde de, ‘Muhtelif Meseleler Üzerine Esinlenmeler’ başlığı altında, farklı konulara ilişkin, hem ‘edebî’, hem de ‘ilmî’ bir ‘ekskürsiyon(anlamlı bir gezinti)’ ile son bulacaktır.     

    Son bir uyarı:

     Eserimiz, ‘çağımızın ilmî yapısı’ çerçevesinde, bu çağın; ‘konsistan(çelişkisiz/tutarlı)’ ve ‘konple (tam/bütün)’ [ki bu iki özellik,Matematik-Mantıkyapısının kardinal değişmezleridir!], ‘endüktif-dedüktif(tüme varımsal-tümdengelimsel)’, ‘aksiyomatik formal sistemi’ içinde kalmak kaydıyla, [ruhu ve/veya omurgası ‘akademik/ilim felsefî’ arka planına sahip olmasının yanı sıra, bir ‘soh-bet/dertleşme’ denemesi ve/veya ‘monolog’ türünde] oluşturulmuştur! ‘Enferans’larımız bu doğrul-tudadır! Bu husus dikkate alınarak eserimiz okunmalı ve değerlendirilmelidir! Çünkü ‘ex falso quodli-bet’ ilkesi uyarınca, ‘mantık sisteminde bir tek ‘lojik paradoks’a(‘mantıksal çelişki’ye) izin ver-mek/göz yummak insanı, bundan istediği -keyfi, farklı- sonucu çıkarmaya sevk eder’ ki bu, özel-likle biz yazarlar açısından hiç de istendik bir durum değildir; aman dikkat!     

     Bu eser, okurlarını; evren ve canlılar üzerine bilgisizliğimizdeki açıkları, Allah’a imanla doldurma-ya, yani ‘boşlukları doldurarak Tanrı’ya(God of the gaps)ulaştırmaya çalışan bir yöntem’ içer-mez! Tam tersine, evren ve canlılar üzerine bilgimizi(bilimsel verileri) değerli kabul eder ve bu veri-lerden yola çıkarak sonuca ulaştırır.(3) Bilimin amacı doğruyu bulmaksa, neden bilimin neyi söyleyip söyleyemeyeceğini baştan belirleyerek bilimsel aktiviteyi sınırlıyoruz?(4)     

     Yeri gelmişken hemen belirteyim; ben, “zorunluluğun ve tesadüfün bileşimi ile evren ve canlılar hakkındaki her şeyin açıklanabileceği”ni savunan Ateist-natüralist düşünürler(5) gibi düşünmü-yorum! Bertrand Russell, Tanrı’nın varlığı hakkında Copleston ile girdiği bir tartışmada “İşte evren karşımızda ve hepsi budur!”(6) diyerek, karşımızda duran evrenin bir açıklamaya ihtiyacı olmadan, her şeyin açıklamasını içinde barındırdığını söylemek istemişti. Dahası, bu eser, ‘birçok ayrı alandan gelen sayısız verilerin bir araya gelmesiyle neticeye varma’yı ifade eden “birleşmeli tümevarım (consilience of induction)(7) yöntemi ve “en iyi açıklama olarak çıkarım(inference to the best explanation)(8) metoduyla da pekiştirilmeye çalışılmıştır.      

    Lütfen, bu eserimizi de diğer eserlerimizde olduğu gibi; yüzyıllarca süren karanlık bir dönem-den sonra, yeniden otantik(gerçek-doğru) ilmin ve Kur’ân’ın ışığına muhatap olan bizlerin, ‘evrimleşme süreci’ içerisinde olan, ‘otantik ve epistem(oloj)ik(bilgikuramsal-bilgibilimsel) bir anlayış’ı olarak değerlendiriniz! Takdir edersiniz ki insanların bilinci, ‘özel bir uzlaşma’nın sonu-cudur[Binlerce yıl öncesine dayanan eski çözümlerin mirasından bireyin kendini sıyırma gücü, gayet yavaş ve oldukça zorludur! Çünkü insanlığın uyum sağlamada çok küçük adımlarla ilerlediği,zıpla-makyerineemeklediğiiçin, Tammer ile Bovinenin kabaca belirttiği gibi, evrim; “her tür artığı, sayısız eski hurdayı beraberinde taşıyan bir dip tarama ağı(9) gibidir]. Bir cins ‘kırkyama’dır! Bu durumu görüyor, anlıyor ve hak veriyorum.     

    İngiliz Filozof-Matematikçi Alfred North Whitehead’in de (1861-1947) [‘Tanrı Referans Siste-mine göre değil, -çünkü O’nun Referans Sistemine göre mutlak doğru vardır ve o da, bizzat Tanrı ve Kendisi’nin ilmi’dir- ‘İnsanoğlu(Kul) Referans Sistemine göre (z.c.)]; “mutlak doğru yoktur; bü-tün doğrular yarım doğrudur. Bunlara mutlak doğrular olarak muamele etmek insanı mahve-der!”(10) saptamasında olduğu gibi, hiç kuşkusuz bu eser hakkında da, -her insan ürünü olan eserler gibi- hatalar ve/veya desteklenmemiş savlar içerdiği iddia edilecek olursa -ki edilebilir-; okuyucu, her eser gibi, bunu da Kur’ân’ın önerisine uygun olarak, ‘kritik(eleştirel)’ bir biçimde (39:18) okumalı ve değerlendirmelidir!

     Zira, ‘çağımızın ilmî yapısı’ ve ‘insanoğlunun idrâki’ çerçevesinde, deklaratif(prosedürel olmayan; açıklayıcı-beyan edici/bildirimsel) bilgi yapısı’ yönünden, ‘enplisit(îmâen-üstü örtük)’ olarak KUR’ÂN’ın; “topoloji(global geometri), kuantum(atom-altı parçacıklar dünyası) mekaniği, enformasyon, konpleksite(karmaşıklık) ve genel sistem teorilerini içeren, maksimum genlikli epis-temolojik(bilgikuramsal-bilgibilimsel) analizle analizlenmesi gereken ve dekoherans(eşevresizlik; çevreyle etkileşimi sonucu süperpozisyonun yani, ‘toplamsallık-üst üste bindirme; çakışma’nın bozul-ması) yoluyla zuhur eden/açığa çıkan(emerge), Cibrîl[Rȗh’ul-Emîn, Rȗh’ul-Kuds; ilmî tezimize göre primer(birincil-ilksel) indirgeyici olan ‘DOĞA’ ve sekonder(ikincil) indirgeyici olan ‘AKIL](*) tara-fından da konvertörlüğü(çevirmenliği) yapılmış, hem redükte edilmiş(indirgenmiş) hem de, yine dekoher ve/veya dekoder(şifre-kod çözücü) Cibrîl tarafından dekohere edilmiş, non-lineer(doğ-rusal olmayan), sosyolojik, dinamik, sibernetize-entegre(bütünleşik), dekoheratif bir Allah Kelâ-mı(O’nun doğa’daki semiyotik-matematiksel lisanı)(**) Sistemi(11) olduğunu daima hatırlayalım. 

     (*)[Cibrîl(Rȗh’ul-Emîn, Rȗh’ul-Kuds; ilmî tezimize göre primer(birincil-ilksel) indirgeyici olan ‘DOĞA’ ve sekonder(ikincil) indirgeyici olan ‘AKIL’): İlmî tezimize göre, “Faz-3’ten vahye muttali olan(ve her biri seç-kin birertoplum mühendisi ve/veya inşa edicisikonumundaki) bütün peygamberlerde de yer etmiş bulunan “kuvve”, işte bu “rȗh”tur! Onun “sade bir melek” olarak tavsif edilmesi yanlıştır! Örneğin “Muhammed pey-gamberin onu görmesi veya sesini duyması, içinde bulunan bu ruh üzerine şiddetle yoğunlaşması” sure-tiyle, “sanki onu gerçekten görür ve duyar gibi olması”ndan ibarettir. Dolayısıyla da bu anlamda vahiy; “Mu-hammed peygamberin içinde olan o ruh’tan kaynaklandığı” için bu yönüyle “peygamberin sözleri”, “bu ruh’u onun içine Allah yerleştirdiği” cihetiyle de o, “Allah’ın sözleri”dir!(Geniş bilgi için bkz: (42/51), (26/192-195), (16/102), (2/97), (17/85), (81/15-24), (53/5), (53/6-15), (78/38) vb. ayetlere…)(12) Kuşkusuz, “in-dirgeme(redüksiyon)” prosesinde(işlem-sürecinde) -asıl olan da zaten-kalitatif(nitel) değerler”i, “kantitatif (nicel-sayısal) değerler”e dönüştürmektir. İşte bu yüzden Allah, “Cibrîl [Rȗh’ul-Emîn, Rȗh’ul-Kuds; -ilmî tezimize göre- ‘primer redüktör(primaire réducteur: birincil-ilksel indirgeyici)’ olan ‘DOĞA’ & ‘sekonder redüktör(secondaire réducteur: ikincil-tâlî indirgeyici)’ olan ‘FONKTÖR AKIL’]” vasıtasıyla indirgemenin gerçekleştirilmesine imkân tanımaktadır. Demem o ki Allah, “Meta-meta-meta…soyut bilgiler”inin yani, Kendi “Kelâmullah”ının, “somut değerler”e indirgenmesinin/ dönüştürülmesinin ve dolayısıyla da, biz insanla-rın kullanımına sunulmasının ortamını bahşetmiştir! Buradan bizlere çıkan ekstra ders de şudur: Bizler de bilgi-lerimizi halka, (olabildiğince halkın anlayabileceği seviyeye) indirgeyerek-dönüştürerek aktarmalıyız. Ancak takdir edileceği gibi, konuyu iyi anlamadan-özümsemeden indirgemeye kalkışmak yanlış olur! İyice anlayıp özümsedikten sonra, indirgeme işlemine geçilmelidir. Dahası, yine asıl olan, “herhangi bir formülü, ‘verbal (sözel)’e dökmek/dönüştürmek”tir. İşte, bu da bir cins “indirge-me(redüksiyon)”dir.

     (**)[Allah Kelâmı(O’nun Doğa’daki Semiyotik-Matematiksel Lisanı): Kur’an literatüründeki kullanımıyla “KELÂMULLAH” ile bizim kastımız, “Allah’ın Doğa’daki Semiyotik-Matematiksel Lisanı” olup, “fon” iti-bariyle “kelâmullah” olan Kur’an, “doğa(primer redüktör;ilksel/birincil indirgeyici) ve sürekli update edilen (güncellenen-kendini güncelleyen) fonktör(eşleştiren-işlevsel) akıl(sekonder redüktör:ikincil indirgeyici) re-düktörleri(Cibrîl: Rȗh’ul-Emîn, Rȗh’ul-Kuds)” vasıtasıyla indirgendiğinden(redüksiyonu yapıldığından) hem, “mana(anlam)” ve hem de, “lafız” açısından “Resül Muhammed”e aittir. Bu yönü itibariyle de “MEMETİK  (-KÜLTÜRGEN)” orijinlidir.]

     Unutmayalım; ‘Alîm(ilmin kaynağı,  şehâdet ve gayb âlemine ait tüm entitelerin ilmine en iyi vâkıf olan’ ve ‘Hakîm(her hükmünde/her fiilinde tam-mutlak isabet eden )’ ancak Allah’tır.      

    Siz sevgili okurları; Albert EINSTEIN’dan, Niels Henrik David BOHR’a, Roger PEN-ROSE’dan Sir Isaac NEWTON’a, H. POINCARЀ’den Sir, G.W. LEIBNIZ’e, Baruch SPI-NOZA’dan, Charles DARWIN’e, Paul DAVIES’den, Alfred North Whitehead’a, John B. Jr. COBB’dan, David R. GRIFFIN’e, Ludwing WITTGENSTEIN’den, Martin HEIDEGGER’e, Noam CHOMSKY’den, Philips TURETZKY’ye, Daniel C. Dennett’den, Douglas R. HOFS-TADTER’e, Eino KAIKKI’den, Martin BUBER’e, Alexandroviç P. SOROKIN’den, Bertrand RUSSELL’a, Richard SWINBURNE’den John Archibad WHEELER’e, Louis PASTEUR’den, Michael J. BEHE’ye, William Lane CRAIG’den, Nicholas WOLTERSTORFF’a, Alan G. PAD-GETT’den, Jan G. BARBOUR’a, Friederich NIETZSCHE’den, Richard KEARNEY’e, J. Paul SARTRE’dan, Brian LEFTOW’a, J.G. FICHTE’den, Sir James George FRAZER’a, Richard BRODIE’den, Paul COPAN’a, Muhammed ABDUSSELAM’dan, Ahmed H. ZEWAIL’e, Musa Carullah BİGİ(YEV)’den, Roger GARAUDY’e… vb. daha nice ‘otantik ilim, felsefe ve ilim felsefesi dâhîleri ve/veya galaksileri’ eşliğinde ‘ilmî bir ekskürsiyon(ilmî anlamlı bir gezinti/yol-culuk)’la baş başa bırakıyorum.      

    Nice otantik ilmî ekskürsiyonlara…     

    Tedbir, gayret ve içtihat bizden, başarı O’ndan..!

(1) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Tanrım Konuşmalıyız; Lütfen, Mümkünse Hemen!”, -Monolog- ss. 33-38, ÇizgiKi-

    tabevi Yay., Konya, 2015.

(2) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “İndirilen Otantik (Gerçek) İslâm-Uydurulan Pseudo(Sahte) İslâm: İnsanoğlu Refe-  

    rans Sisteminde Din Olgusu(Non-İzomorfik İslam Din Anlayışının Kur’ân Epistemolojik Seviyesinde Bir Eleş-

    tirisi)”, s. 217, Çizgi Kitabevi Yay., Konya, 2014.

(3) Bkz. TASLAMAN, Caner(Doç. Dr.); “Evrenden Allah’a”, Etkileşim Yay., s. 17, İstanbul, 2012.

(4) Bkz. PLANTINGA, Alvin; “Methodological Naturalism”, (ed. Jitse Van Der Meer, Facets of Faith and Sci-

    ence içinde) University Press of America, Lanham, 1996 & PLANTINGA, Alvin; “When Faith and Reason

    Clash: Evolution and Bible”, Christian Scholar’s Review, April, 1991.

(5) Örnek olarak bkz. DAWKINS, Richard; “Climbing Mount Improbable”, W. W. Norton, pp. 3-37, New York,

    1997 & MONOD, Jacques; “Rastlantı ve Zorunluluk”, çev. Vehbi Hacıkadiroğlu, ss. 17-29, Dost Kitabevi,

    Ankara, 1997.

(6) Bkz. RUSSELL, Bertrand; “Why I Am Not a Christian”, Routledge, New York, 2004.

(7)Birleşmeli tümevarım(consilience of induction)” için bkz. FISCH, Menachem & WHEWELL William

    (Philosopher of Science); Oxford University Press, Oxford, 1991. 

(8)En iyi açıklama olarak çıkarım(inference to the best explanation)”  gibi güncel hayatta ve bilimde kullan-

    dığımız birçok akıl yürütmenin temeli de, alternatifler içinde en uygununu bulmaya dayanır. Bkz. LIPTON,

    Peter;  “Inference to the Best Explanation”,  Routledge, Londra, 2001.

(9) Bkz. DENNETT, C. Daniel & HOFSTADTER, R. Douglas; “Fantasies and Reflections on Self and Soul

    (Aklın G’özü, Benlik ve Ruh Üzerine Hayaller ve Düşünceler)”,  (çev. Füsun Doruker), s. 295, Bogaziçi Üni-

    versitesi Yay. 2. Baskı (Kasım), İstanbul, 2014.

(10) Bkz. BRODIE, Richard; “Virus of the Mind(Akıl Virüsü)”, ss. 23, 56, (çev.  Özgü  Çelik), Pegasus Yay., İs-

     tanbul, 2014.

(11) Geniş bilgi için bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişi-

     miz-Bugünümüz & Geleceğimiz Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler”, s. 39, Çizgikitabevi Yay., Kon-

     ya, 2019.

(12) Bkz. COŞKUNSU, Zeki;  “Vahiy Fenomeni: Tanrısal  &  Kozmik Enformasyonel Yayın Tanrı’nın Konuşma-

     sı Bağlamında  Vahyin Epistemolojik  Analizi (Vahiy Realitesine Non-Konvansiyonel Bir Yaklaşım) Öyle Ya

     da Böyle Tanrı’nın Konuşmadığı Hiçbir Ölümlü(Beşer) Yoktur!”, ss. 327 - 335,  Çizgikitabevi Yay.,  Konya,

     2016. Ayrıca geniş bilgi için bkz. RAHMAN, F.; “Ana Konularıyla Kur’ân”, (çev. Alparslan Açıkgenç),  ss.

     149, 150-163, Ankara Okulu Yay., Ankara, (1999) & ARPAGUŞ, Hatice K.; “Fazlur Rahman’a Göre Allah

     Ve İnsan”,  s. 183,  Çamlıca Yay., İstanbul,  (2010)  &  YILAN,  Abdulkadir  M.; “Fazlur Rahman’ın Vahiy

     Anlayışı”, (Yüksek Lisans Tezi), ss. 34-65, Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilim-

     leri Anabilim Dalı, Çorum, 2013.

                                                (Şubat, 2013 - Haziran, 2015)         

Lviv, Ukraine - Adana, Türkiye      

Zeki COŞKUNSU



535 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Gerçeğin Peşinde - 15/10/2021
....
Bir Sistem ki... - 02/10/2021
...
Beyaz bir Güvercin Kanadında - 18/09/2021
KAYNAŞMALI TÜM İNSANLIK BEYAZ BİR GÜVERCİNİN KANADINDA!(1)
S.O.S - 11/09/2021
BU UYARIM İNSAN(LIK) İÇİN ACİL BİR UYARIDIR(S.O.S)! YANDI, YANDINIZ, YANDIK! DİKKAT! DİKKAT ÜSTÜ DİKKAT! DİKKATİN KAREKÖKÜ!
Birlikte Güzelleştirelim - 28/08/2021
İlkin, ‘Özbeöz(gerçek) kendimiz’i Sonra da, Bu ‘çirkin dünya’yı Diyorum; ‘Ha(y)di gel!’ Birlikte güzelleştirelim!
Deli Divaneye Ahlar Vahlar Ülkesine Döndüm - 14/08/2021
‘DELİ-DİVÂNE’YE; ‘AH’LAR-VAH’LAR ÜLKESİ’NE DÖNDÜM!
Biz Hep Yaralı Kuşları Sevdik - 23/07/2021
BİZ HEP YARALI KUŞLARI SEVDİK; SEVDİKÇE İYİLEŞTİLER, İYİLEŞTİKÇE UÇUP GİTTİLER! BİR DE SEVGİ AÇI(AFFAMÉ d’AMOUR) İNSANLAR VAR!
Türkiye Eğilimleri - 03/07/2021
TÜRKİYE EĞİLİMLERİ-2019[(15 OCAK 2020)] ARAŞTIRMA ÖRNEKLEMİ(1) ‘SOSYO-KÜLTÜREL GÖSTERGELER-8’ ‘FARKLI KİMLİKLERLE KOMŞU OLMA İSTEĞİ-2’ ÜZERİNE ADI GEÇEN TABLOYA İLİŞKİN BAZI ÇIKARSAMALARIM!
Hangisi? - 20/06/2021
‘NATÜREL(DOĞAL) YOLLAR’DAN MI, YOKSA ‘ÜÇ ‘S’ KURALI’YLA MI REHABİLİTE EDİLİP ARITILMAK İSTERDİNİZ; HANGİSİ…!?
 Devamı