• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Zeki Coşkunsu
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Anısına
08/03/2021

[8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ANISINA…!]

TANRIM;

BEN HEP AYAKLARI YERE SAĞLAM BASAN,

BAŞI DİK O NADİR KADINLARI SEVDİM!

BAHANELERİ DEĞİL, ‘NASIL YAPABİLİRİM?’LERİ SEÇEN KADINLARI…!(1)

 

Vicdani Onurun Direnç Taşları:

Özünü ve sözünü,

İnsanların vicdan ateşiyle yıkayan

Ve hiçbir sınavdan kaçınmadan,

İnsanlık vicdanının ortak ateşini;

Düşünce, duygu ve eylemleriyle alevlendiren,

Ayrımsız tüm kadın ve erkekler,

Öz-gürlük

Ve adalet yolunu döşeyen onurun direnç taşlarıdır!”(2)

Gelgelelim şu gerçek de var:

Beynime kürtaj talep ediyorum,

Kalbime ötenazi…!

Adımın,

Aşktan âzâde,

Küfürden ziyâde

 Anıldığı bir ülkede, kadınım ben…!”(3)

Bir zamanlar ben,

Battaniyemin altında olunca,

Güvende olduğumu sanan bir çocuktum!”

(Tülay Fırat)

 

 

     Tanrım;

     Ben hep ayakları yere sağlam basan,

     Başı dik o nadir kadınları sevdim!

     Bahaneleri değil,

     Nasıl yapabilirim?”leri seçen kadınları...

     İlkesi, ülküsü olan...

     İşinde,

     Sen kadınsın!”

     Sınırlamalarına aldırmayan...

     Hayalleri, idealleri olan kadınları...

     Yüreğini rehber bilip,

     Aklını yüreğinin koluna takan kadınları sevdim!

     Ve böyle kadınlara saygı duyan erkekleri daha çok sevdim!

     Onlar da bilir ki,

     Yükselmek yükseltmekten geçer!

     Sence malûm… Bu çağda, dünyamızda ve özelde, hele hele ülkemde “kadın olmak” diyorum Tanrım; o “ayağı yere sağlam basan, başı dik nadir kadın”lardan biri olan kadim dostum Tülay Fırat’ın ifadesiyle, “Prometheus, Spartacus, Jeanne D’arc ve Martin Luther gibi yürekli olmayı gerektirir!” Sanırım zordur, yani olabildiğince zor...! Yanılıyor muyum?

     Ve o “kadim dostum” sözlerine devam ediyor:

     Mahallede top oynarken veya bisikletten düşüp dizlerini kanattığında büyükannemin, ‘bisiklet tepelerinde ne işin var senin, erkek Fatma!’ dediğinde, fark ettirmeden başlar kadın olmak...! Küçük bedenine inat, bilge aklın kavramıştır; terazinin erkeklerden yana bastığını! Erkek olmak daha avantajlıdır ama sen; el ka-dar, şaşkın ve kafası karışık bir kadınsındır! Saygınlık kazanmanın yolunu; erkeklerin ettiği küfürlere, yine küfrederek karşılık vermek olduğunu düşünürsün! Ancak ilk küfrünün tadı, hâlâ ağzındayken anlar-sın, sana verilen rol bu değildir! Ve küfür ağzına büyük gelmiştir…!

     Yavaş yavaş geçer zaman… Ergenliğe doğru koşar adım, memelerin çıkmaya başladığında utançtan ne yapa-cağını şaşırırsın! Göğüs kafesinde bandajlar, bol tshirt’lerle beden derslerine girersin; koşarken zıpladıkları belli olmasın diye kambur durursun...! Çok sonra anlarsın bir çok kadının kamburluğunun, kendine güvensiz du-ruşunun sütyenli ilk beden dersinden kaldığını...! Derken, boyun, bacakların uzar, belin incelir. On sene son-ra, bu haline geri dönmek için kendine ne eziyetler edeceğini bilmeden, utanırsın kendinden...

     Aşkın en ilkel versiyonları kanında yavaş yavaş dolanır, belki de aşık olabileceğin en ilkel adamı o zaman bulursun...! Kadın olmak istersin; birden büyümek, hemen, bütün bu saçmalıklarla başa çıkabilecek ka-dar ‘GÜÇLÜ KADIN OLMAK’ istersin…

     Yine Sence malûm Tanrım; o “ayakları yere sağlam basan, başı dik nadir kadınlar!”; yani kimi “güçlü kadınlar!” vardır, her işlerini kendileri hâlletmeye çalışan… Çünkü anne babaları tarafından böyle yetiştirilmiş-lerdir. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Dahası, evdeki tüm problem olan ev işlerinden anlar-lar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilir onlar…! Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da; güçlüdürler çünkü..! Âşık olduklarında, hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadık-ları gibi, büyük beklentilere de girmez onlar... Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp dur-duktan sonra, akşamları yorgun da olsalar, sevgilileri var ise veya eşlerinin buluşalım dediğinde, hemen hazırla-nıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler…

     Bazı kadınlar… Onlar bir başınadır; hastalandığında, korktuğunda, kırıldığında, yorulduğunda…! Ve kendi başına ayakta kalıp, tüm bunların geçmesini beklerler. Tozpembe hayal kuramaz onlar…! Gerçek hayatta, haklarına düşenden fazlasıyla haşır neşirdirler, çünkü…! Güç, böyle kasırgalardan sonra gelir, bulur onları...! Ne garip; güçlü, ama yanlız, imrenilen, ama çoktan yorulmuş kadınlar...!(4) [“İmrenilen; o denli de, hiç mi hiç yorulmamış kadınlar… -Yazar’ın affına sığınarak- (z.c.)].

     Kendine yeten, ayakları yere sağlam basan, başı dik o nadir kadını anlayan frekans farkı olmayan er-kekler de, ayakları yere sağlam basan erkek modeli”dir. İşte “otantik(gerçek-doğru) mutluluk kaynağı” da, bu “anlamlı beraberlik”tedir! Öyle değil mi Tanrım? Sözlerimi, o “ayağı yere sağlam basan, başı dik nadir kadın”lardan biri olan kadim dostum Tülay Fırat’ın içten itiraflarıyla bitiriyorum:

     Tanrı, kulunun içinden; geçmişi, geçeni ve geçeceği de bilir! Başımı göğe kaldırmadım yere indirdim; sağ-lıkla/sağlıksız aldığım her nefes için! Sevdiklerimi gördüm, yaşadım, yaşattım, sardım sarıldım, kokladı kokla-dım, öptü öptüm, ağladım ağlattım, mutlu oldum, yani ‘YAŞADIM’ çok şükür! Az gittim, uz gittim; dere tepe, düzdü çoğu zaman... Akıl veren çok oldu, ben hep yüreğimin izinden gittim! İçimdeki çocukla inatlaştım kimi zaman… O ağladı, ben güldüm; taviz vermedim! Büyüdüm. Pantolonumu çıkardım, elbise giydim, makyaj yap-tım, kadın oldum! Büyükanneciğim, ‘aklın hep bir karış havada!’ derdin ya bana lise yıllarındayken; aklım yeri-ne indi, ama yüreğimi indiremedim! Yüreğim bir karış havada kaldı! Çok ağladım. Ağlattım belki de...! Kendimi verdim. Kendimden geçtim. Ama sevmekten asla vazgeçmedim…!

     Tanrım;

     Ben, hep ayakları yere sağlam basan,

     Başı dik o nadir kadınları sevdim!

     Bahaneleri değil,

     Nasıl yapabilirim?”leri seçen kadınları...

     İlkesi, ülküsü olan...

     İşinde,

     Sen kadınsın!”

     Sınırlamalarına aldırmayan...

     Hayalleri idealleri olan kadınları...

     Yüreğini rehber bilip,

     Aklını yüreğinin koluna takan kadınları sevdim!

     Ve böyle kadınlara saygı duyan erkekleri daha çok sevdim!

     Onlar da bilir ki,

     Yükselmek yükseltmekten geçer!

     Ancak şu gerçeği de hiç mi hiç unutmayalım; “kadınların öz-gürlüğü, tüm insanlığın öz-gürlüğü gibi, yal-nızca emeğin, sermayenin boyunduruğundan kurtulmasıyla olacaktır!”(5) der, devrimci sosyalist ve Mark-sist-Leninist Alman politikacı ve kadın hakları savunucusu merhum Clara Zetkin, (1857-1933)…! El-Hâk, doğru söyler Zetkin, yerden göğe kadar haklıdır; ve’s-Selâm…!

 

     (1) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; “Tanrım Konuşmalıyız; Lütfen, Mümkünse Hemen!”, ss.324-327, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2015.

     (2) Bkz. DİNÇOĞUL, Aydın Mutlu;  13.11.2020 tarihli paylaşımı, https://www.facebook.com/aydinmutlu-dincogul/ posts/3836918063026813. (Erişim Tarihi: 30.11.2020).

     (3) Bkz. ÇELİK, Semiramis Nida; 16.01.2021 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı, https://www. facebook. com/ semiramis.gelik (Erişim Tarihi: 16.01.2021).

     (4) Bkz. PEKER, Mehmet;  Gülay Bahadıroğlun’nun 11.01.2021 tarihli “facebook” ana sayfasındaki postuna etiket-gönderisi, https://www.facebook.com/gulay.bahadiroglu.(Erişim Tarihi:11.01.2021).

     (5) Bkz. Zetkin, Clara; https://gazetekarinca.com/2018/03/yasamin-oldugu-her-yerde-savasan-bir-feminist-clara-zetkin/ & https://www.gazeteduvar.com.tr/kadin/2019/03/12/8-mart-neden-kizildir.(Erişim Tarihi: 25.03.2018).  

 

     Zeki Coşkunsu



328 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Konfesyonlarım & Yüzleşmelerim! İtirafımdır. - 20/09/2022
KONFESYONLARIM & YÜZLEŞMELERİM! İTİRAFIMDIR; SALT HEP İKİ MEVSİM BİLİP-YAŞADIM! BEN SİZİN DOĞRU SANDIĞINIZ ÇİZGİDEN SAPTIM! AMA SİZSE TÜM YAŞAMINIZI BÜYÜK BİR YALAN(-YANILSAMAY)A VAKFETTİNİZ!
METAFİZİĞİN NESNESİ TANRI İLE METAFİZİĞİN KENDİSİ OLAN FELSEFE ÖLDÜ MÜ? - 20/08/2022
METAFİZİĞİN NESNESİ TANRI İLE METAFİZİĞİN KENDİSİ OLAN FELSEFE ÖLDÜ MÜ?
Duygu Okyanusu İçindeki Akıl Adası - 29/07/2022
Duygu Okyanusu İçindeki Akıl Adası
YAŞAMSAL ÜÇ BÜYÜK KIRILMA* - 07/07/2022
YAŞAMSAL ÜÇ BÜYÜK KIRILMA YAŞAMSAL DENEYİM-ETKİNLİKLERİMDEN ÜÇ ÖRNEK KESİT
Felsefe Din Çatışması -II- - 09/05/2022
USDIŞILIĞIN TARİHİ: ‘İRRASYONALİTE(MANTIKSIZLIK-SAÇMALIK)’ İLE ‘RASYONALİTE(MANTIK-AKLA UYGUNLUK)’ ARASINDAKİ ÇATIŞMA(:ETKİLEŞİM & EVRİM)
Felsefe Din Çatışması -I- - 06/05/2022
‘METODİK KUŞKUCULUK(SCEPTICISME MÉTHODIQUE)’TAN HAREKETLE ‘KURAMSAL DÜŞÜNME(PENSÉE THÉORIQUE)’ ÖRNEĞİ VE ETKİNLİĞİNİN ‘İKİLİ(BINAIRE) DANS’I
Kanasın Kanamasına da... - 16/04/2022
‘Kanım çekiliyor’! Bu öyle bir ‘çekiliş’ ki Ne bir denizin, Ne de bir okyanustaki herhangi bir ‘med-cezir’, Yani ‘gel-git’lerinkine benziyor!
Pireye Kızıp Yorganı Yakalım mı? - 20/03/2022
MESELE ‘PİRE’ Mİ ‘YORGAN’ MI? YOKSA ASIL MESELE ‘YORGANIN SAHİBİ’; O YORGAN SAHİBİNİN ‘EMPÜRİTON’LU[KİRLETİCİ-SAFLIĞI BOZUCU MADDE(PARAZİT/AJAN) YÜKLÜ] PİRE ÜRETİCİ ZİHNİYETİ VE ORTAMI’ OLMASIN!?
Ben bir Savaş Karşıtıyım - 26/02/2022
“Savaşma; Öz-gür kal - Öz-gürce yaşa, Otantikçe sev(iş) ve üleş-paylaş!”
 Devamı