• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal

Mustafa Yıldırım

Mustafa Yıldırım
-
Korktuğum başıma gelmedi
25/08/2017

Bazı kitaplar hakkında okumadan olumsuz görüş sahibi olabiliriz. Mesela bir kişi, okuduğu bir kitabı beğenmemiştir. Beğenmediği için de kitap hakkında olumsuz yorumlar yapabilir. Bu bizde bir önyargı oluşturabilir. O kitabı ya hiç okumaz, ya da okumayı hep erteler dururuz.

O yüzden ben pek tercih etmem, kitaplardan için olumsuz eleştiriler yapmayı. Olumsuz eleştiriler sağlam bir önyargı oluşturabilir. Ayrıca kimse zevk ölçer değildir. Senin beğenmediğini bir başkası beğenebilir. kitaplar hakkında daha çok olumlu eleştirilir yaparım, beğendiysem ballandıra ballandıra anlatırım. Benim beğendiğim kitapları da elbet beğenmeyen olabilir. Zaten diyorum ya, ‘kimse zevk ölçer değildir’ diye. Ama gene de, benimki diğer olumsuz eleştiriye göre iyidir. Hiç değilse önyargı oluşturmaz. Einstein’in dediği gibi ‘Önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur.’ Benimki de biraz hayal kırıklığı yaratabilir, ama olsun, diğerinden iyidir.

Hepinizin okumadan önyargı beslediği kitaplar vardır mutlaka. Elbette benim de var, oldu. Allah’tan ki önyargıların fazla esiri değilim. Olumsuz yorumlar duyduğum kitabı okumamazlık etmem. Okurum ama genelde erteleyerek okurum.

Hakkında olumsuz yorumlar işittiğim kitapların başında Jean-Paul Sartre’nin Bulantı’sı gelir. Sıkıcı, boğucu, zor, ağır bir kitap olduğuna dair yorumlar işittim. Felsefi metinleri pek sevmeyen ben, Sartre’nin Bulantı’sını da öyle sandım. Gözüm korkmadı desem yalan olur. O yüzden, erteledikçe ertelediğim kitaplardan biri oldu Bulantı.

Okuyunca anladım, hiç de öğle değilmiş. Ve çok beğendim. Çok hoşuma gitti. Beslediğim algının yerle bir olmasına ayrı bir sevindim. Kendi kendime: ‘Bu mu kötü? Bu müthiş, müthiş! Siz kötü görmemişsiniz’ diye mırıldandım.

Evet, Bulantı da felsefe ağırlıkta. Ama edebiyat, daha bir ağırlıkta. Felsefi metinleri sevmem dedim ama, edebiyata bulanmış felsefeyi de sevmem demedim ki! Felsefenin edebiyat halini gerçekten çok severim, çok doyurucu bulurum, çok da keyif alırım. Edebiyat, edebiyat… dahil olduğun her şeyi güzelliğe, lezzete, rahmete boyarsın!

*

Fransız yazar Jean-Paul Sartre, 59 yaşındayken 1964 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanır. Ama Sartre, ödülü reddeder, almaz Sebebini ise özetle şöyle söyler: ‘Kimsenin vereceği onur ödülüne ihtiyacım yoktur; ayrıca ödülü veren kişiler onura uzakken’ der. Gerçekten ne onurlu bir duruş değil mi?

Nobel Edebiyat Ödülü ciddi bir ödüldür, saygındır. Ödüle değer görülenlerin hemen hemen tamamı ödülü hak eden kaliteli kalemlerdir. Ödülün yanında büyük bir para ödülü de vardır.

Sartre’nin ödülü reddetmesi, üstelik bunu saygın ve gözü tok bir duruşla, anlamlı bir gerekçeyle yapması cidden kayda değerdir.

Valla size bir şey söyleyeyim mi? Nobel Edebiyat Ödülü bana verilse, mal bulmuş Mağribi gibi sarılırdım ödüle. Parasına hele gerçek anlamda ihtiyacım var. Gerçi kim almaz ki, herkes koşa koşa gider alır. Sartre’den 52 yıl sonra onun onurlu duruşuna biri yaklaştı. Vardı demiyorum, sadece yaklaştı. O, Bob Dylan. 2016 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Bob Dylan, ödülü ve parayı reddetmedi, ödül törenine katılmayı reddetti. Ee, 21. yüzyılda bu kadarına bile onur denir.

Sartre, sen ne onurlu bir insanmışın!

Sartre’in maddi durumu iyidir de ondan reddetmiştir diyebilirsiniz. Sartre’in durumu iyi miydi kötü müydü bilemem. İyi olsa bile, duruşu kayda değerdir.

*

Jean Paul Sartre’nin Bulantı adlı romanını okudum.

Can Yayınları’ndan çıkmış dilimizde. Türkçe’ye Selâhattin Hilâv tarafından başarılı bir şekilde çevrilmiş. Türü, roman. Sayfa sayısı, 260.

*

Bulantı, Sartre’nin 1938’de 33 yaşındayken yazdığı ilk romanıdır.

Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçu akımın sözcülüğünü üstlenen Sartre, adını ilk kez Bulantı’yla duyurmuştur.

Bulantı, günlük biçiminde yazılmıştır. Roman kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatır. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin’in kendi bedenine de yöneliktir.

*

Jean-Paul Sartre’in ilk romanı bile edebi anlamda bu kadar başarılıysa, o Nobel’i değil, Nobel ötesini hak etmiştir.



Paylaş | | Yorum Yaz
84 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Reenkarnasyon, aşıklar için olsaydı keşke - 01/08/2017
Kadın her yaşta güzeldir ama… - 22/04/2017
İslam dünyasının gelişmesi için gereken üç benimseyiş - 24/01/2017
İsminin konup durulmasına şaşırmıştım - 14/10/2016
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın