• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal

Meryem Kadıoğlu

Meryem Kadıoğlu
Sözler Esen Rüzgâr, Ümit Paslı Metal...
28/09/2017

Söylenen sözler esip geçen rüzgâr misali geçip gidiyor. Peki ya, ağaçları ekenlerin yaptığı hataların bedelini neden meyveleri öder ki? Hem de, akılsızca esen rüzgârlar yüzünden, hiç mi hiç anlamam! Zaman denilen kavram, ne elimizde ne de biz içindeyiz. Tamamen bir kargaşa kıvamında, yaşamla ölüm arasında araflara takılıp kaldık biz... Yanlış anlaşılmayalım! Amacımız, ne azıcık menfaat elde edip kendi kendimizi aptalca avutmak, ne yıkayıp  yağlayıp güreşe hazırlamak, ne de hayat enerjisini emen bir vampir olmak! Gerçekler zaten ortadadır. Kıvırıp bükmenin bir yerlere sokuşturmanın ne gereği var? Fantastik film kurgularına doyduk kalkıyoruz, 

Hamdolsun!

Artık vakit, kendimize şöyle kısa da olsa bir ziyaret etme vaktidir. Arkamdan sinsice bilmem kaç sene iş çeviren bir okyanus dolusu insan da olsa, yüzüme, 'biz dostuz' deyip de elini uzattığında 'bi dakkaaa’ diyemiyorsam eğer,‘önceden niye demiştin, mübarek?’ Diye sorarlar adama! Nihayetinde hepimiz insanız. Çıkarlar devreye girdiğinde, değerler değersizleşir gözlerde ve gönüllerde…

Evet, bizim büyük bir sorunumuz var;  Ümitsizlikten mütevellit güvensizlik! 

   Karanlık bir vadide önümüzü göremeyip kaybolmak…Ümitlerimiz, metalin pasına kirine takılı kaldı. Tıpkı, çocukken uçurma ümidi ile ağaçlara, telefon tellerine takılan uçurtmalarımızın hüznü gibi, başlarımız eğik... Bir uçağın ikinci kere yine aynı yere düşmesi kadar ihtimali düşük olasılıkları hedefledik. Hayallerimizi bunlarla süsledik. Mantıksız ama romantik şeyler arzulamak hem kolay hem hoşumuza da gitti. Kısa süreli çözümlerle, ‘sorunları aştım’ havası atarken, en sağımızdan sağ yumruğu görüp, sol yumruk yemeler, yordu bizi...               

 Yorulduk...

      Yorulmak, ümidimizi emen sünger gibi başkalarının leğenlerine süzüldü. Ümitlerimiz, bir kaç kişinin ümidi olurken, enerjimizi emen esas vampirler bir şey olmamışcasına devam edip yollarına, doğruyu açık edenler enerji emici ilan edildi ya... Ne gözbağcılık ama?

Ümitsizlik, ulu bir ağacın köküne, ‘dostunuz’ diye yaklaşıp gölgesinde serinler gibi yaparken,  yerleştirdiği bir zehirdi, üstelik istemeyenler bile yuttu... Şimdi her söz esen bir rüzgâr, ağızdan çıkan her söz ümitsizlik hastalığına tutulanları kökünden, dalından, ağacından söküp koparıp uzak diyarlara fırlatıyor. Armutlar dibe düşse de düşüyor yine de…

   Ümidi tükenen güvensizdir hem de… Çünkü ümit güveni besleyen yegâne olması gerekendir. Öze güven veya ait olduğun ağaca-toplumuna güvenmen, ümitlerimiz (gelecek hedeflerimiz)e bağlıdır. Ümidi kalmayan bir meyve, daha dalından düşerken ziyan zebil olur. Ümit hep devama yöneliktir zamanla işi olmaz. Olgunlaşır hizmetini yapar çekirdeğiyle ağaç olur, yeni ümitler büyütmeye yönelir. Çürüyen ağaç bile ümit vaat  eder aslında. Suyun kokusunu aldığında o çürük denen kütük, birden kök salar ve filizlenir. Tıpkı yeni ekilen fidanlar gibi dallanır. Peki, insan öyle midir? İnsan kadından doğar, ömrü kısadır. Evlattan insan ederken, sıkıntıya doyar analar... Ve yıpranıp çürüyen bu kadın, artık güve yemiş giysiye benziyor. Oysa yiğit? Yiğit ölür yere yığılır. İnsanoğlu son nefesini verir. Bir gölge gibi geçip gider bu dünyadan sanki hiç olmamış gibi...

Hani şimdi, ölenler?

   İsyanlar bir kesede mühürlü duruyor. Neden seni hala yüreğin sürüklüyor? Hep daha fazlasını isterken ümidimizden olduk biz… Başkalarının yollarını yürürken ıslanıp pas tuttuk, yorulduk ve yoğrulduk biz… Beraberlik rüyaları görürken, gerçeğin dondurucu soğuklarında kâbuslara uyandık biz... Asla elimizdekiyle yetinmeyi öğrenemedik, öğüt verenleri dinlemedik. Her şeyi biz biliyorduk, ‘En iyisini Allah bilir’ nidalarıyla ürperen benliğimize bilgiçlik taslayıp kendi gerçeklerimizi bile terk ettik.

    Bizim acilen ümide ihtiyacımız var!

    Güvenimizi yeniden tazeleyip bizi ayağa kaldıracak tek şey, gerçekçi hedefler ve 'ümittir'. ÜMİT PAS SÖKÜCÜDÜR! Ümit iyileştiricidir. Ümit birleştirir. Ayrışsa da dürüst ve dostanedir. Ümit bağlar, cesaret verir, destanlar yazdırır. Ümit güven aşılar. Kendisiyle her an yüzleşip gerektiğinde geri çekilmesini bilmek benlikten çıkıp biz olmaktır Ümit...

 Ümit için rüzgâr, yeniden doğuştur, sevgidir, sevginin iliklerine kadar nakış gibi işlenmesidir. Ümit genlerden genlere tohum tohum asırlarca taşınarak yaşayan, ancak ölmek istediğinde ölendir.

   Her birimizde bulunan ümit, karanlık ve yorgunluklarla örtülüp, boynuzlu ve iki başlı (sözde dostlar) tarafından unutturuldu... Şımarık çocuklar gibi insanoğluyla çamurcasına asırlarca oynayanların dostluğu ancak, oyuncak olmaktır...

Kim kirli birinden temiz bir insan meydana getirebilir ki?

Hiç kimse!

Senin gözünü dikip baktığın işte böyle biridir...

Başkalarının ümidini içmek haksızlık değil midir? Ah şu insan haksızlığı kana, kana su gibi içmekten ne zaman vazgeçecek?

Çürüyen kütük yeniden filizleniyorsa, insan da haksızlıktan bir gün muhakkak vazgeçecektir...

Ümit, ümit, ümit ediyorum...

Bütün Ümitlerim, Gereksizi Gerekli Kılan Tek Sahip'e Mahsustur...



Paylaş | | Yorum Yaz
143 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Yokluğun Felsefesi... - 02/08/2017
Tırnaklarım Acıyor... - 19/07/2017
Huzurda Kalmak... - 29/06/2017
Takdir-i İlâhi - 02/02/2017
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın