• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Doğan Güneş
Hayat Belki de Gitmekten İbarettir
06/11/2020

Çoğumuzun aklında, fakat pek azımızın anlamsızca, batmakta olan gemiyi hemen

terk etmeyi tercih eder.

Bazen insan istem dışı kendi dışında gelişen olaylara karışır bazen de görmezden gelir..

‘Gizli bir kabullenme’.. Her halukarda, bilinmeyenin cazibesi, bedenimizi

değilse de ruhumuzu çoktan alıp götürmüştür, kaldığımızı sanırken..

İnsan en güzel hayalleri ile işbirliği yapar..

Çıkarsız, hesapsız ve berraktır çünkü.. Ölür de ele vermez seni..

Özlem duygusu da ona aittir, ‘Gelmek ve gitmek’ gibi iki zıt kavramda..

….

 

Neon ışıkları gibi yanıp sönüyor boğazın ışıkları..

Küskün balık gibi gece.. İğnesi kırık şarkı mırıldanıyor alt komşum..

Etraf bir nihavent makamı..

 

Bölüm bir diye başlayan bir öyküye göz atıyorum..

Onunda elinden tutacak birini beklemesini anlamaya çalışıyorum..

Geceyi arıt, buluttan buluta su taşı diye fısıldıyor..

Sanki biraz yüksek sesle konuşsak bizi duyacaklar, sanki sesimiz duyulsa

Bu dünyadan kovulacağız..

Bir el at der gibi içli içli bakıyor yüzüme.. Dayanamayıp alıyorum

onu o unutuluştan..  Kopuk bir rengin küskün şehri gibi..

İçtenliği, yazılmış tüm öyküleri kıskandıracak kertede..

Ellerini tedirgince dizlerinde gezdiren karaktere, bölüm bir diye son noktayı

koymak kim bilir hangi sancılı gecenin kederiydi..

Anımsamıyorum.. Anımsamak istemiyorum..

Şu an sadece gelişigüzel konuşmak istiyorum.. İçimdeki sıradan cümlelerimle,

öyle yalın, öyle alçak tonda, öyle sevgiyle, mevsimin diliyle..

 

 

Öyküdeki kız anlamış olmalı,  ellerimden tutuyor, okşayarak onları yüzüne sürüyor..

Elleri tedirgin, ruhu tedirgin, gözleri tedirgin..

Gözleri, bütün hikayelerin hüzünlerini teskin edecek denli, umutla bakıyor..

Ya onun ellerini nasıl, ne kadar teskin edebilirdim ki ?..

Oysa bu gece birbirimize konuşabileceğimiz bir alfabemiz dahi yok..

Hem ben bu gece gelişigüzel konuşmak için bir yol arıyorum..

Her öykü hayatın bir uçurumunu resmediyor, istemesek de görüyoruz bunu..

 

Bilinçaltım uzak bir şehre gitmemi ve orda kış geçene kadar beklememi söylüyor..

O da yanılıyor, ‘Yeni ve farklı bir şey çıkacakmış’ hissi yaratıyor kendince..

Oysa bazı kentler bir birine benzeye, incelen, kıvrılan ve sonunda

hep kaybolan tek düze yerler..

Yine de ilk defa bilinçaltıma ihanet etmek geçiyor içimden..

Bu istemimin teşebbüsten öteye gidemeyecek olması ne acı..

Bilinçaltımla şu an anlaştığım tek şey, gelişigüzel yazma isteğim..

Bu öyle bir gerçeğe dönüşüyor ki, her şeye ve herkes e nedensiz öfkeyle

dolup taşıyor içim.. Zaten gerçek, herkesin hikayesine verdiği addır..

 

Nabız atışlarım koşturan bir atın hızında.. Ritimli ritimsiz bir çizelgede..

Gelişigüzel her şey ne kadar insansı, ne kadar içten..

Bu gece direnerek gelişigüzel konuşabilmeliyiz seninle..

Bak dinle, kalbimden bir yıldız kaydı az evel..

Ay bir cam kırığı gökte.. Şimdi, bu gece, sıradan cümlelerimizle konuşmalıyız..

Kana kana, ağız dolusu..

Biliyorsun, herkes her şeyin yedeği, belki sen bile kendinin yedeğisin..

Yedek tebessümlerin faydası yok.. Üç çıplak ses, birkaç giyinik sözcük yeter bize..

Bu gece İstanbul bir peron kalabalığı.. Valizlerde telaşlı süprüntü düşlerim..

Hiçbir şehre sığdıramıyorum kendimi..

Evimdeki tüm boşluklara oturdum, bekliyorum..

İstanbul bir peron kalabalığı, bu gece gelişigüzel konuşabilmeliyiz..

Sonra istediğin resmi çiz.. Çıkmaz bir sokağın kalem değmiş bir duvarına daya beni

ve istersen vur.. Ölmeye gecikmiş bir canlı dürtüsüne betiğim..

Deliceler aşkına !.. Bu anda, düşlerimin kurgudan çıkması an meselesi..

İçimdeki şarkıları kuşkulu bir dille tariflesem kusursuz filmler kıskanacak..

 

Sesimi dünyaya ısmarlamış gibiyim..

Yaka paça savuruyorum kendimi geceye..

Kim demiş zaman sessiz ve ıssızca kayıp gider diye..

Zaman kapısını çarpıp gitti.. Geçmiş tüm zamanları arzulayabilir miyiz?..

Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum bile..

Bazen küçük sözcükler bir açılsaydı, beni yutsalardı yeniden,

o an, suçluysak da yüce bir gönüllülük gösterip dur gitme diyebilir miydik zamana ?..

Dur gitme sözcüğünün öyküsünü yazsak, zaman kendini bir taşın dibine susardı..

 

-Ne yaşamın kendisi bir oyundu ne de gerekçelerimizin..

Bazen kentlerin içinde ama kentlerden yıldızlar kadar

uzaktadır düşlerimiz-

 

 

‘Gördüm, denizin kıyısındaki yeşil meşeyi / altında oturdum ve bir bilge kedi /

kendi masallarını anlattı bana / birini hatırlıyorum / bu masalı aktaracağım şimdi dünyaya’

Puşkin, içindeki yolculuğa çıkmadan az evel böyle sesleniyordu hayata..

Görünen o ki sözün olduğu yerde bir yaşam kesintisiz sürerdi..

Öyleyse bir öyküye gerek yok.. Zorunlu da değil..

Yaşam yeterli yalnız başına.. Yaşam kendi başına yeterliyse,

öyküsü yıldızlara asılıdır değil mi?..

'Uzaklaşan ayaklar çağı'n da zaman, israftır..

Kim bilir, hasarlı cümleleri saymazsak kalan sağlarla

bitirebilirim bu hikayeyi..

 

Cumartesigüncesi- Kasım 20 .



139 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SUYA ŞİİR - 19/12/2020
SUYA ŞİİR / KUŞLARA UMUT / BALIKLARA PUL OLMAK DİLİMİZDE BÜYÜK DÜŞLERİN ŞARKILARIYLA
Her Kent Biraz Hüzün Biraz Umuttur - 18/09/2020
Bir aleve sarılmak mümkün mü? Bir uçurumun kenarında durup da
Vivaldi’nin Hangi Mevsimindeyiz Bilinmez - 22/08/2020
Beyoğlu’nu düşündüm. Kaç zaman oldu rotamızı şaşırıyoruz böyle. Bir ülkeden bir iç ülkeye göçün izdüşümleri gibi şimdi bu kadim semt.
Orantısız Bir Çağdayız- 1) - 07/08/2020
..................
Bazı Düşler Boy Verir Mavi Göğün Altında - 25/07/2020
Gündüz düşleri geceleri alt yazı geçiyor gözlerimden.
Doğaçlama Bir Sevinçtir Temmuz - 03/07/2020
Doğaçlama Bir Sevinçtir Temmuz
Bir Şekilde Bir Yerlerde Dokunuyoruzdur Belki Öteki Yanımıza - 19/06/2020
Bir Şekilde Bir Yerlerde Dokunuyoruzdur Belki Öteki Yanımıza
Cumartesi Güncesi - 06/06/2020
Raslantısı Azalmış Bir Hayata Tutunmuş Gibiyiz