• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Tuba Çiçek
Gölgelenmiş Bir Talih (Amerika’ya Göç)
30/03/2024

Yunus Emre der ki: "Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti".

 

Bu iki kapılı Han’a gelmiş, penceresinden bakmış ve gitmiş.

 

Zamanı, ismi, sanı, belli zatı muhteremleri anlatacağım, kelimelerim döndüğünce ifade edeceğim, rasgele diyerek.

 

Yazıma konu olan hayat hikâyesi; insan yaşamı da zaten bir hikâye, masal veya roman gibi değil midir?

 

Bahse konu olan hayatlar, güzel ülkemizin doğu bölgesinde geçmiştir.

 

Yıl: 1907 ve öncesi Türkiye o dönemlerde Osmanlı ülkesi ve onun iradesi altında yönetiliyordu.

Osmanlı o dönemlerde ekonomik ve siyasi zorluklarla boğuşmaktaydı.

 

Dolayısıyla ilk göç eden topluluk açısından ABD'ye göçün ana nedeni ekonomidir. (1)

 

Milliyetçilik hareketleri dünyada milletlerin uyanışına neden olmuştu savaşlar, göçler tehcirler, mübadele konuşuluyordu.

 

Dünyada ve ülkede oluşan bu çalkantılı gündemler değil şehirlere, köylere dahi sıçramıştı.

 

Ailesi tarafından sevilip, sayıldığı için; “Keko” (ağabey) diye çağrılırdı.

 

Dinamik, heyecan dolu, yakışıklı bir gençti. Uzun boylu, zayıf. Turuncu saçları, bıyıkları ve sakalı vardı. 

 

27 yaşında ki bu genç adam bekârdı ve derinden derine amcasının kızı Nuriye’yi seviyordu.

 

Köyde yaşıyordu,  hayvancılık yapıp, çiftçilik ile uğraşıyordu.

 

Yaşadığı evde askere, seferberliğe Yemen’e gidip orada şehit olan ve cenazesini dahi göremedikleri abisinin ( Mehmet ”in) eşi, Yengesi Havva (daye buk), kız kardeşi Sultan ( Sitte), annesi Emine (amoj–u Em) ile beraber yaşıyorlardı.

 

Keko’nun babası İsmail ise o daha çocukken ölmüştü.

 

Savaşlar; seferberlikler, yoksulluk ile gecen o günler askere, seferberliğe katılan erkeklerin çoğu dönemedikleri için erkek nüfusu çok azalmıştı. Çocuklar babasız, esler dul, anneler, babalar evlatsız kalmışlardı. Hatta öyle anlatılır ki etrafta kalan erkek çocukları büyüyünce yaşlı bazı kadınlar onlar ile evlendiriliyordu.

 

Bu çalkantılı zor günlerde, bundan 100 yıl önce Harput’tan, Palu’dan (Elâzığ)  “Fırsatlar ülkesi” olan Amerika’ya bir göç başlamıştı.

 

 

Endüstri ve sanayisi gelişmiş Amerika’nın seri üretime geçiş süreci büyük bir işçi nüfusuna gereksinimi de ortaya çıkarmıştı.

 

Yıl 1906- öncesi ve sonrası bahse konu olan Keko”da “Amerikan rüyası” yolculuğuna talip olanlardandı.

 

Müracaat için gerekli işlemleri tamamlayan Keko, günü geldiğinde gemi ile Amerika için yola koyuldu.

 

Cebinde 20 dolar parası, elinde küçük bir çanta ile Trabzon, Samsun, İzmir, Mersin limanlarında bulunan gemiler vasıtasıyla bulundukları Anadolu köy ve kasabalarından kendisi gibi yüzlerce kişi ile Marsilya üzerinden ABD’ye göç etmek üzere gemiye bindi. (2)

 

Hayatında deniz görmeyen Keko okyanuslar aşarak, Uzun bir gemi yolculuğu sonunda Ellis (New York şehrinin Hudson Nehri ağzında yer alan bir adadır. Ellis Adası, 1 Ocak 1892 ile 12 Kasım 1954 tarihleri arasında, New York'a gelen yeni göçmenler için bir transit merkezi olarak hizmet vermiştir.) birlikte göç ettiği Ermeni, Süryani, Rum, Türk, Kürt arkadaşları ile Adasına ulaştılar.

 

New York’un bir kaç kilometre uzağındaki Ellis Adası’nda sağlık muayenesinden gecen tüm göçmenler gibi Keko da muayene oldu ve göçmenliğe kabul edildi. 

 

Dolayısıyla Keko da Amerika’nın New York kentinde Deri, ayakkabı, tekstil, tel, otomobil Fabrikalarından birinde çalışmaya başlar.

 

Resmi kayıtlarda 1907 yılında Amerika’ya ulasan Keko 27 yaşındadır.

 

Vatan ve aile hasreti ağır basan Keko, 7 veya 9 yıl kaldıktan sonra memleketine geri “köyüne” döner.

 

İngilizce konuşmayı öğrenmiş olan Keko, Köyüne döndükten sonra Amerika’da gördüğü yüksek binaları, araçları, farklı teknolojileri anlatınca koy ahalisi inanamamıştır.

 

Hatta onun abarttığını ve belki de hava atiğini bile düşünmüşlerdir.

 

Köyüne döndüğünde annesi ve şehit abisi Mehmet’in eşi yengesi Havva vardır. Yengesi Havva eşinin ölümünden sonra evlenmek istemişse de kayınvalide Emine, gelinini çok sevdiği için gelininin evlenmesine izin vermemiştir.

 

Oğlu keko Amerika’dan dönünce annesi ona, yengesi Havva ile evlenmesini teklif ve hatta ısrar eder.

 

Keko bu teklife önce kızarak tepki verir, hayır der.

 

Annesinin ısrarı ve yengesi Havva ya sahip çıkmak niyetiyle yengesi ile evlenmeyi

 

İkinci bir evliliği kendi istediği biriyle yapmak şartıyla kabul eder.

 

Annesi ve talihine boyun eğmiş yengesi de bu şartı kabul eder.

 

Keko yengesi Havva ile aile içinde  “daye buk” olarak adlandırılan rahmetli abisinin eşi ile evlenirler.

 

Sonra keko amcasının sevdiği kızı Nuriye ile bir kaç kez konuşmak, meramını anlatmak istese de, Nuriye keko”nun bu teklifine sıcak bakmaz. Keko’nun evli olması bu reddedişte asil nedendir.

 

Ve Keko bütün olup bitenlere rağmen planlar yaparak Nuriye yi kaçırmaya yeltenir.

Nuriye gitmek istemez. Keko Nuriye’yi sırtına almıştır Nuriye o anda bulduğu bir ağaca sarılır ve asla gelmeyeceğini söyler.

 

Keko daha fazla diretmez ve bırakır Nuriye’yi.

 

Ve günler sonra annesini alır, birlikte amcası Mustafa’nın kızı Nuriye’yi istemeye giderler. Nuriye’nin babası yüklü miktarda başlık parası ister.

 

 

Keko Amerika 9 yıl boyunca çalışarak kazandığı yüklü miktarda para ve altını, çok sevdiği Nuriye’ye kavuşmak için başlık olarak vermeyi kabul eder.

Derler ki; keko nun getirdiği altınlar ile Harput (Elâzığ) a bağlı bir köyü satın alabilecek iken, o bütün altınlarını sevdiği Nuriye’nin babasına başlık parası olarak vermeyi tercih etmiştir.

 

Ve Nuriye ile keko evlenirler kıskanılacak kadar büyük bir aşk yasarlar.

 

Keko’nun rahmetli abisinin esi Havva’dan beş, Nuriye’den ise altı çocuğu olur. Oğullarından biri olan İsrafil babası ile çok çatışır, babası oğluna; gidisin olsun gelişin olmasın diye beddua eder.

 

İstanbul’a askerliğe giden İsrafil askerde ağır derecede hastalanarak vefat eder. Cenazesi İstanbul’da gömülür.

 

Kızlarından Zülfi’ye ise henüz 16 yaşında iken ağır bir hastalığa yakalanır, Harput’ta yatırıldığı hastanede ölür. Cenazesi ulaşım zorluğundan köyüne götürülemez; şehrin mezarlığına gömülür.

 

Tifo o dönem, büyük bir salgın (endemik) olarak ülkeyi etkilemektedir, bu hastalıktan Nasibini alan biri de Keko ve ilk esi Havva'dır. Tifo mikrobunu kapan Keko ve ondan 15 gün sonrada Havva terki diyar eder, bu dünyadan göçerler.

Nuriye ölünceye kadar anlatır durur. Başından geçenleri, Keko ile yaşadıkları Aşkı, sevgiyi Onun için tüm servetini nasıl harcadığını.

 

Amerika’da kalıp dünyasını dönüştürüp, ilerletmek yâda Amerika’dan getirdiği servet ile daha konforlu, zengin bir hayat kurma imkânı varken o bir kadın uğruna harcadı tüm servetini.

 

Daha sonraki yıllarında hayatını ilçede duvar ustalığı yaparak kazanmıştı Keko.

 

Keko vizyon (geniş görüşlü) sahibi biri değildi.

 

Yaşadığı köyün sınırları içinde kalmayı tercih etmiş bir aşk adamı idi.

 

Kaderleri birbirine bağlanmış, talihleri gölgede kalan bu üç can.

 

Ömürleri boyunca yaşadıkları köyde; Selvi, meşe, badem, dardağan ağaçlarının gölgesinde muhteşem bir manzara ve atmosferde koyun koyuna uyumaktadırlar.

 

Ölüm bir sır değil mi dir?

 

Ne olduğunu kimsenin bilmediği, her ölenin sırra kadem bastığı.

 

Keko ve Nuriye’nin evliliği, sevgileri, aşkları. Her ne denirse artık, bencilce bulunur ve çok eleştirilir.

 

Oysaki ne Havva, ne Keko, ne de Nuriye suçludur.

 

Bu gölgelenmiş Talihlerinde!

 

Ve denilir ki;

 

"Kaderi tenkit eden başını örse vurur, kırar." 

 

 

Kaynak: https://www.abdpost.com/turklerin-amerika-ya-goc-tarihi/40485/



404 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Bu Toprağın Üzerinde ve Bu Zindani Gökyüzünün Altında - 12/05/2023
“İnsan kendisini bu toprağın üzerinde ve bu zindanı gökyüzünün altında yalnız ve yabancı görüyor. Bu evin kendi evi olmadığını biliyor.’’
Avrupa’da Bir Ülke, İzlenimlerim - 31/01/2023
Şu an trendeyim, karşımda eğitim için Almanya ya gelmiş kız kardeşim, elimde not defterim gezip gördüğüm ve şimdi geride kalan bir şehrin bende bıraktıklarını kendimce analiz ediyorum.
Ortaya Karışık: Müslümanlık, Çağdaşlık, Milliyetçilik - 25/05/2022
Tıpkı Ömer Hayyam’ın dizelerinde ifade ettiği günlerdeyiz. Bir elde kadeh bir elde kuran bir helaldir işimiz, bir haram şu yarım yamalak dünyada ne tam kâfiriz ne tam Müslüman
Çocuk Yaşta Evliliğe İlahî Hikmet Kılıfı ve Talak Sûresi 4. Âyet - 08/08/2020
Çocuk Yaşta Evliliğe İlahî Hikmet Kılıfı ve Talak Sûresi 4. Âyet
İnsanın Bitmeyecek Sorgusu - 07/10/2019
....
Bir Ortadoğu Tasavvuru - 01/09/2019
Erdemli şehrin yöneticisinin amacı; kendisine ve halkına gerçek mutluluğu vermektir. Zenginlik ve zorbalıkla yönetmek, erdemli yönetimin özelliklerinden değildir.
Derin Devlet Fosillerinin, Ayak takımını Diriltişine Dair - 23/04/2019
Fosil kelimesinin mecaz anlamı: Düşünce, yaşayış biçimi bakımından çağın gerisinde kalmış, örümcek kafalı, yeniliği kabul etmeyen, edemeyen kimselere söylenir.
Çürümüşlük ve İslamofobi Stigması - 18/03/2019
...
Aydınların Issız Yolculuğu - 15/03/2019
Kurulu düzeni, egemen siyasi düşünceyi ve onların güç ardına sığınarak uyguladıkları zulmü, haksızlığı aydınlatıcı felsefi düşünceye dayanan cümleleriyle yerle bir eden filozoflar, âlimler, bilim adamları diğer bir tabir ile aydınlar yüzyıllar...
Günün Sesi