• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
mahmut tarık
mahmuttarik@tabusal.com
barışın acı dili
26/06/2014
üniter bir yalnızlık içinde sosyal birleşimden uzak uç iklimlerin sabahında açıyor gözlerini çocuk. neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamadan, teorize edilmiş safçı mentalin kucağında buluyor kendini. sadakatin, itaatin, ihanetin subjektif cümlelerinde oynuyor ilk çocukluk oyunlarını. hileli oyunlarında yaşıyor ve yine kirli oyunlarında ölüyor bu senaryoda bir dublör gibi. nedense baş rolü paylaştığı binlercesi gibi...

kişiye devlet organizesinde dayatılan mücadele, sahiplenme ruhu, aslında kişinin devlete sunduğu kölelik ruhundan başka bir şey değildir. kesintisiz destekle gücünü yenileyen devlet bu haliyle, hem kendi düşmanını hem de kendi oluşturduğu düşmanına düşman üretme konusunda zorlanmaz. oluşturduğu bu anlayışla yapısal varlığına karşı her hamleyi terörize eden devlet, kişisel ve toplumsal bağlamda kutuplaşmayı da bir üst seviyeye çıkarır.

hem yazan hem oynatan devlet hem düşmanını hem de itaatçisini kontrol altında tutarken, kendi soyutluğunda barınan oligarşiye, bürokrasiye ve politik dinamiklere de arkaplanda hayat şansı verir. bu yüzden devlet bünyesinde oluşan çevrenin itaatkar yapısı, korkunun değil bu şanstan faydalanma etkisinin eseridir diyebiliriz.

yaptığı her baskıyı haklı bir zeminde deklare eden, karşı her türlü hareketi ve talebi yasadışı bir kılıfa uydurabilen devlet, toplumsal ve küresel zeminde oluşturulan şiddetin de baş sorumlusudur. savaş kavramını piyasaya süren ve barış kavramını da modernize eden de devlettir. kuşkusuz barışın birincil anlamı savaşsız bir ortamdan çok, toplumsal düzenin yapısıyla ilgiliyken, oluşturulan yapay savaş ortamı ile barış kavramı savaşsızlık anlamına çekilmiştir. tüm ideolojilere, devlete rağmen barışın her iki anlamda da sağlanması zor değildir. insani inanç temelinde yorumlanması gereken bu olgu günübirlik bir barışa yordanamaz. gerçekten yapay bir savaş karşısında doğal bir barıştan söz edilecekse bu öncelikle inanç ve vicdan temelinde öne sürülmelidir.

barış toplumsal uzlaşmanın değil vicdanın eseri olmalıdır, ve ancak böyle olunca kalıcı bir barıştan söz edilebilir...


1430 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

oculus - 05/02/2021
ve kimse görmedi her şeyi gören bir gözün körlüğünü
herkes peygamber - 24/10/2020
“…gün güne söz söyler, gece geceye bilgi verir. ne söz geçer orada, ne de konuşma, duyulmaz sesleri.” Mez. 19: 2-3
bir sonraki ölüye ağıt - 04/02/2020
ey aşk, gülüyorsun. oysa ben ortasındayım hüznün. kederiyim tüm bu kalabalığın ve derilmiş tüm çiçeklerin.
işsiz tanrılar için el duası - 17/03/2019
ey yoktan var olan, adının harflerine hapsolan, bilgeliğin sınırına dayanıp tekrarlanan tanrım!
resimli fil tarihi - 03/02/2018
filler ahlaktan yoksundur. çünkü tanrılarını kulaklarında sakladılar.
pas tutmuş bir yara için taşlama - 22/11/2016
zaman istisnaların kesişimidir sevgili masa. hayat dediğin absürd bir kilişedir. bağlaçlar bizi ters çevrilmiş sandalyelere oturtur. sevinçlerimiz, keder eksikliklerimizdir.
çaresizliğin felsefesi - 23/11/2015
küçük harfli cümleleri kibirle okuyan büyük harfli cücelere
aşk atları - 13/07/2015
aşka dair her şeyin pazara dönüştüğü şu yerkürede aşk yoktur diye çığırırsam muhtemelen gülüp geçersin bana.
bir bayrak satıcısına ağıt - 31/05/2015
bir uçak düşür yeryüzüne. düşlerini göm ayın gülmeyen yüzüne. kör bir fahişe için ağla mesela. kralını yırtık bir döşeğe oturt ya da.
 Devamı