Mustafa Yıldırım
-
Ulus Baker’e Ziyaret - 6
16/12/2025 Ulus Baker’e Ziyaret - 6 ‘sevgili filozofum haydi dışarı çıkalım bir yerde yemek yeriz gezeriz sağı solu,’ dedim ‘ya lütfen kusura bakmayın aç-tok olup olmadığınızı sormayı unuttum masraf etmeyin bence yakınlardaki bir lokanta hesaplı sayılır arayıp sipariş vereyim evde yiyip öyle çıkalım gezmeye acıkıp acıkmadığımı çok hissetmesem de bazen öğünleri unutsam da mutfakta çok iyiyimdir arkadaşlar çok lezzetli yemekler yaptığımı söyler Ankara’dayken, yani ekonomik imkânlarım el verirken her çeşit gıda malzemesi bulunurdu mutfağımda çeşitli yemeler yapabilmek mutfaktaki çeşitli gıda stoğuna bakar malzemeden çalmamaktır lezzetli yemeğin sırrı burası, biliyorsunuz arkadaşların evi yani, bir çeşit bekâr evi hep dışarıdan bazen lokantadan sulu yemek bazen balık-ekmek bazen köfte-ekmek bazen kebap-döner dürüm bazen hamburger-pizza genelde sağlıksız şeyler dolayısıyla mutfakta pek gıda malzemesi yok eski imkânlarım olmadığı için ben de bir şeyler alamıyorum mutfağa bir şeyler alalım demeye de yüzüm olmuyor arkadaşların durumu da çok iyi değil sağ olsunlar, bana evlerini açtılar onlara artı yük getirmekten korkarım yani, maalesef size mutfakta bir şeyler yapamıyorum en iyisi lokantadan bir şey istemek yakınlardaki lokantanın tas kebabı meşhurdur bir de çorba isteriz ne dersiniz?’ dedi ‘mutfakta gıda malzemesi olsaydı sizin bir şeyler yapmanıza hayır diyemezdim sizin elinizden bir şeyler yemek muhteşem olurdu baksanıza, lezzetli yemekler yapıyormuşsunuz biliyor musunuz, ben bir lezzet hastasıyım hayatta en önem verdiğim şeylerden biri lezzetli yemeklerdir eğer biraz zamanım olsaydı sizle çıkıp, mutfak için bir şeyler alırdık ama saat üçe gelmiş şurada dört saatim kalmış şimdi aldık, hazırladık, yedik diyesiye gitme vakti gelir gezme işi yatar -endişeyle, ‘Hemen gidecek misiniz?’ dedi ‘maalesef üstadım akşama yolcudur Abbas ayrıca masrafın canı cehenneme iyi bir meyhanede balık yeriz siz rakı içersiniz, ben şarap gerçekten sorun değil yanımda para var yakın tarih olduğu için para teminim zor olmadı banknotların 2006 tarihli baskılarını bankadan temin ettim zamanımda pek bir değeri olmayan ama şimdi neredeyse üç aylık memur maaşına tekabül eden bir parayla çıktım yola bilirsiniz, bizim paranın makûs talihini değer kaybına hazır ve nazırdır cebimden 100 TL’lik banknot çıkardım şimdi bu paraya altmış şişe bira alabilmek mümkün ama zamanımda bir şişe bira üstüne ucuzundan bir tane sakız zam gelirse, sadece bir şişe bira yanımdaki şimdi iyi para yani masraf olur diye sakın endişelenmeyin ilk önce lavaboya gireyim ardından çıkalım,’ dedim ayağa kalkınca, o da kalktı ve yaklaşıp bana sarıldı ‘iyi ki geldiniz,’ dedi samimi bir tınıyla benden sonra Ulus Baker de girdi lavaboya evden içeri girdiğimde çıkarmıştım kasketimi vestiyer aynasına bakarak tekrar taktım bu İngiliz kasketlerini başa biraz yamuk takıldığında tipsiz olurdu ayna karşısında düzgünce takmak en iyisiydi Ulus Baker lavabodan çıktıktan sonra kaldığı odaya geçip üstündeki eşofman pantolonu değiştirdi açık mavi bir kot pantolon giydi giydiği pantolonun bol olduğu belliydi mutfaktaki benim getirdiğim poşetlerden bir paket Samsun 216 aldı ve pantolonun arka cebine koydu ‘ben hazırım, hadi çıkalım,’ dedi gülümseyerek evden çıktık merdivenleri inerken sizi tanıyanlarla karşılaşabiliriz karşılaşırsak eğer benim zaman yolcusu olduğumu kimseye söylememenizi rica edebilir miyim bilirsiniz, insanlar fazla meraklıdır sizinle geçireceğim kısıtlı zamanı çalmasınlar, dedim şaşkın bir gülümsemeyle başını salladı apartman kapısından sokağa çıktık sokak boyu yürümeye başladık Galâta Kulesi’nin bulunduğu meydandan geçerken yorgun kuleye selâm verdim ‘sevgili filozofum, yalana bakmayın ama arkadaşlarınızın evi bence İstanbul’un en güzel yerinde bu yönden şanlısınız İstanbul’da yaşama şansım olsaydı eğer burada ya da İstiklâl’in arka taraflarında oturmak isterdim bir de Kurtuluş ve Balat tarafları ötesindeki İstanbul kim isterse onun olsun birçok sokaktan geçtik uzun bir caddeye çıktık İstiklâl’in Galâta Kulesi yakınlarına kadar uzanmış bir kolu muydu başka bir adı fal mı vardı, bilmiyorum artık ama bayağı uzun bir caddeydi ‘isterseniz, tarihi tramvaylara binebiliriz,’ dedi ‘sizin için bir mahsuru yoksa yürüyelim derim ama dönüşte binelim derim akşam çökmeden evde olalım Abbas yolcu, anlarsınız ya,’ dedim gülerek ‘peki, öyle yapalım,’ dedi gülümseyerek etrafımızı seyrederek ilerledik bazen soruyordum bazen de sormadan Ulus Baker söylüyordu gördüğümüz sokak çalgıcısını bir-iki dakika dinliyor kutularına 10 TL atıyordum nakit 10 TL tükenince iki tane 5TL atıyordum 5 TL de tükenince ilk gördüğüm büfeye daldım iki tane Samsun 216 istedim 100 TL uzattım bozuklar 10 TL’lik banknot olsun, dedim sigaranın bir paketini Ulus Baker’e uzattım alıp, diğer arka cebine koydu diğer paketi de ben koydum ‘ilâhi dostum, âlemsiniz,’ dedi bana gülerek ‘küçük de olsa sanatı ödüllendirmek sanatçıya destek olmak gerek,’ dedim samimi şekilde tebessüm etti St. Antuan Kilisesi görüş alanımıza girmişti masal şehri binalarını andıran o nadide, göz doyurucu mimarisiyle hemen yanında Mısır Apartmanı asil ve ihtişamlı mimarisiyle ‘buraya da geldim Mehmed Âkif’i ziyarete o adamı da harcadılar çok onurlu birisiydi o da yoksul hâlinde arkadaşına haksızlık edilip işinden atıldı diye buna tepki göstererek aynı kurumdaki işinden istifa etmişti para ödülü olduğu için İstiklâl Marşı yarışmasına katılmamıştı “para karşılığında şiir yazmam,’ diyerek çok dürüst ve en aydınlıkçı Müslüman olduğu hâlde yenilik karşıtı olmakla suçlandı,’ dedim dalgın dalgın başını salladı, Ulus Baker ‘biraz ilerideki sokağa Nevizade’ye girelim boğazımız kurudu bir şeyler içelim İstiklâl’e akmaya öyle devam edelim,’ dedim yürümeye devam ettik tam Nevizade sokağı hizasına gelmiştik ki sarsılır gibi oldum nutkum tutuldu bir an sayıklar gibi konuştum ‘bu o,’ dedi ‘o kim?’ diyerek bana baktı, Ulus Baker sarsıldığımı fark edince hızlıca yanaşıp koluma girdi yavaş yavaş ilerleyip Nevizade sokağına girdik ünlü meyhaneler sokağına sokağa taşmış masalardan birine oturduk -devam edecek- |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Ulus Baker’e Ziyaret - 7 - 31/12/2025 |
| oturunca biraz kendime gelmiştim ‘sahi, kimdi o, dostum?’ dedi |
| Ulus Baker’e Ziyaret - 5 - 23/12/2025 |
| termosta su tükenmişti ‘ben biraz daha su ısıtıp |
| Ulus Baker’e Ziyaret - 4 - 20/12/2025 |
| birasını bitirmişti, Ulus Baker ‘beş dakika ara verelim |
| Ulus Baker’e Ziyaret - 3 - 16/12/2025 |
| kapıyı saçı başı dağınık biri açtı hemen tanıdım bu, Ulus Baker’di |
| Ulus Baker’e Ziyaret - 2 - 26/11/2025 |
| kahvecinin garsonundan bir çay daha istedim biraz yorgun kuleyi izledim |
| Ulus Baker’e Ziyaret - 1 - 20/11/2025 |
| ... |
| ‘Eli olmayanın dili çok olur.’ - 09/04/2019 |
| Dili çok olan insanlar, genelde, ahkam kestikleri şeyden de yoksundur. Ama yoksun oldukları şeye en çok kendisi sahipmiş gibi göstermeyi iyi bilirler. Bu bir çeşit psikolojik tepkidir. |
| Doğu Toplumlarının Kaderi - 15/03/2019 |
| Doğu insanın ihtiyaç duymadığı en büyük şey düşünmektir; en çok ihtiyaç duyduğu şeyse inanmaktır. Düşünmeye ihtiyaç duymadığı için, düşün yetisi gelişmemiştir. Düşün yetisi gelişmediği için de kendi başına kararlar alamaz. Ya ağası, ya şeyhi.... |
| Muhafazakar Sanat Olmaz! - 04/10/2018 |
| .... |
Devamı |