• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Meryem Kadıoğlu
Başarının Sırları
23/12/2015

Esasen pek çok kişisel gelişim kitaplarında, bir tomar acayip başarı hikayelerini okurken, kendimi pek çok kez sıfır değil adeta sıfırın altında hissetmişimdir. Son günlerde, bu kitapların alayının insanların psikolojisini düzeltmek adı altında, büsbütün bozulmak için yazıldığına inanıyorum.
Evet inanmak... Başarının ilk adımı bir amaca yönelmek ve inanmak diyebiliriz.
Şu an söyleyeceklerim tamamen kendi teorimden ibaret ; Elbette kendi düşüncelerim sadece beni bağlar. Ancak kendi fikir haritamı sunmak istiyorum. Hedefim kendi tecrübelerimden edindiğim bilgilerimin bağımsız olmak isteyenlere bir nebze olsun ilham vermesidir. Herkesin kendine has yöntemleri olması gerektiğini düşünüyorum. Seri imalat yapan fabrikalar gibi kopyalama yöntemler, benim standartlarımla asla bağdaşmaz.
“Ne başardın?” diye soran herkese şu cevabı yeterli görüyorum;
"- Şu an olmak istediğim kişiyim."
Nerede olduğumun ne yaptığımın hiç bir önemi yok.
Biri veya birilerinin istediği bir kişi olmamakla beraber, kendi tercihlerimi yapmanın konforunu yaşıyorum.
Şimdi genel manada hepimiz çevremizdeki yaşamlara bakıyoruz. Ne kadar dürüst işini seven tertipli liyakatli ve idealist kimseler varsa, hayatta olduklarında her biri değersiz sanki hiç yoklarmış gibi hatta atılması gereken çöp muamelesi gördükten sonra, kendilerine ölüm geliyor. Ve birden düşmanları tarafından dahi kahraman ilan ediliyorlar. Çok tuhaf bir ruh halinde olduğumuza önemli bir delildir bu aslında..
Belki de fani olma gerçeğinin önünü tıkamak için ölümsüzleşme dürtülerimizin mahsulü olarak uyduruk bir tatmin olma aracıdır.
Peki nasıl mı?
Bir kimse düşünelim dünyanın en güzel işlerini yapar. Tonlarca çığır açar. Yaşarken aynı şahsı, sırf menfaatlerine uyum sağlamadı diye sallandırmak isteyen yığınlar, şahıs artık boyut değiştirdiğinde(öldüğünde), bir anda paha biçilemez bir şana ve unvana kavuşur. Nedeni ise bir daha ulaşılamayacak bir konumda olması olabilir mi acaba? Buradan bakışta, kendimizde gizemli mistik durumlara karşı aşırı bir ilgi duyduğumuzu fark edebiliriz. Ancak esas fark etmemiz gereken husus, ulaşılmayan daima el altında olmayan, hakkında fazla bilgimiz olamadığı için çeşitli planlar kuramadığımız ve hiç bir fikir sahibi dahi olamadığımız kimselere, nesnelere ve durumlara karşı aşırı derecede meraklı ve ilgiliyiz özet olarak gizemli olan her şey…
Ne kadar ulaşılmaz ise bir şey ilgide o kadar abartılı ve saplantılı olunuyor.
Mesela para, unvan, mal mülk, mevki, ulaşılmaz insanlar ünlü ünsüz platonik cintonik vs vs vs...
Ulaşamadığımız onlarca şeyler aklımızı ilgimizi üstüne çekmekte iken, bizler başarıyı parmaklarımızın arasından, akan su misali kaybederiz.
Peki başarılı olmak isteyen bir kimse ne yapmalıdır?
Evvela hedeflerini küçültmekle işe başlamalıdır. Büyük hedefler insana her zaman gereksiz bir ağırlık olarak tutsaklık ve esirliğe sürükleyecektir.
“Bir mecburiyet bin esaretten beterdir.”
Öyle bir hedef çizelgemiz olmalı ki, elimizdekilerle de kalsak üzülmemeli ümidimizi yitirmemeliyiz. O yüzden yol tutarken en önemli koşul elimizde olan en önemli araç bizzat kendimiz olduğu için, üstümüze çok yük almamaktır. Çünkü zaman geçtikçe, o yükleri atmaya da kıyamayız. Başarılı olmaya engel olan en önemli sorunlardan bir tanesi de alışkanlıklarımızdır.
Alışmak…
Hiç bir şeye alışmamalıyız. Alışkanlıklar aklımızı bir süre sonra kör edecektir. Çünkü biz zamana uyum sağlayamayız. Bizler saat değiliz. Elektronik bir cihaz değiliz. Belleğimiz rutinliği bir süre sonra depresyon olarak geri tepecektir. Bizler sponton hayatların mahlukuyuz. Her birimiz özeliz ve özelliklerimiz farklı olduğu için, ihtiyaçlarımız meziyetlerimiz de farklı farklıdır. Yoğurt yemek diye bir atasözü vardır ya hani her birey yiğit olmalıdır. Farklı olmak yetmeyecektir farkında olmak da başarılı olmak için en gereklilerdendir.
Başarıya taş koyan en önemli engellerden birisi de, taklit hayatlar yaşamamız ve özelliklerimizi bir diğer öncü ötekine benzetmek için kendimize haksızlığın en büyüğünü yine kendimiz yapmamızdır.
Ayrıca sabit fikirli olmak saplantı haline getirdiğimiz ideallerimiz de üstümüze kara bulut gibi çökmektedir. Bir çok dostumun bu saplantılarıyla kendi kendilerini karanlığa mahkum etmelerine bizzat şahit oldum. Benliklerimizi kendi oluşturduğumuz zindanlara hapsediyor anahtarını da yine kendimiz kaybediyoruz.
Benliğimizi tıpkı penguenlerin değişen hava şartlarına uyum sağlaması gibi uyum sağlamak için değiştirebilmeli değişen hayat şartlarına göre stratejiler geliştirebilmeliyiz. Son zamanlarda sokaklarda, dizi filmlerden fırlamış bana göre, karikatür tipler görüyorum. Yer gök kara mizah oldu benim için. Kendimizden uzaklaştıkça, başka hayatların insanı oluruz da en sonunda her yerimiz buruşup büzüşünce birden kendimiz olmaya başlarız. Ve bakmışız ki, koca bir hiç uğruna bütün hayatı kaçırmışızdır.
Başarılı olmak demek, benim ayarlarıma göre, büyük bir adam olmak, mimar mühendis olmak, bir şirket fabrika sahibi olmak demek değildir. Bana göre esas başarı bir insanın, kendisinden uzaklaşmamasıdır. Kendi doğasında kalan, çok az kişi vardır ve bu gerçek başarıdır.
Kopya üretimlerin, çoğunun hayatlarının gidişatına ve son evrelerine bakarsanız, hayatta kalıcı bir iz bırakmak yerine yeşilçam filmlerindeki figüranlar gibi hayatta dövüş sahnelerinde on saniye görünen adamlar veya o malum hatunlar gibi beş saniye ancak yer alırlar ve biter. Bir ateş böceği misali unutulurlar. Maalesef acı gerçekler. Bu cümleye de gülerim. Gerçeğin acısı tatlısı yoktur. Gerçek gerçektir. Yenilir yutulur bir şey değil ki acısını tatlısını bilelim değil mi?
Sonuç olarak, başarılı olmak, doğal halimizi bozmamaktır. Doğallık doğal afet gibidir. Karşı konulamaz. Çünkü doğallığa, orjinal olmasından ötürü organik olmasından ötürü her daim değer verilir.
Kendimizden düşünelim. Bahçede gidip domates yemek mi daha doğaldır. Yoksa organik ürün diye alınıp ışınlanarak paketlenmiş, dışında organik yazmasına rağmen değmedik el kalmayan domates gibi görünen fakat artık sebze olma mecali kalmayan şey mi ?
Hayatımızı bir bilgisayar gibi programlayamayız. Makineleşen şu dünyada insan olduğumuz gerçeğini bangır bangır haykırmalıyız. Unutmamalı unutturmamalıyız. Donuk duygular makineleşen benliğimizin bir ürünüdür. Hislerimiz isteklerimiz istemsiz yönlendiriliyor. Bizi yönlendirmek isteyen her nasıl bir güç ise ona karşı insan olmak ve öyle kalmakla direnmeliyiz.
Birçok kimsenin çocukluk anılarından söz etmenin veya çocukça davranmanın yadırganması merhamet duygularımızı söküp aldı. Oysa çocukluk anılarımız bizi biz yapan unsurlardır. Hazine kutumuzdur. Çok kötü çocukluk geçirmiş olmamız veya kötü anılarımız olması bu durumu değiştirmez. Anılarımız kendimizi temsil eder ve kendimizden kaçamayız. Şu an tüm dünyada yaşayan insanlar hep bir şeylerden kaçar veya kaçınırlar. Aslında esas kaçınılan unsur kendimiz olmanın menfaat sunmuyor olması olabilir mi acaba?
Sorun da bu ya bazı şeyler vardır huzurlu olmak barış içinde yaşamak için yapılır.
İnsan olmaya, menfaat beklentisi karıştırıldığında insanlığın bitiş noktasıdır.
Neden birinin yanında ağlamak zayıflık olarak görülür?
İhtiyacını arz eden zavallı?
Hislerini gösteren patavatsız, bencil veya deli olur?
Evrensel değişmez bir gerçek vardır ki;
Duygularımız bizleri birleştirir duygularımız ön yargısızdır dilsizdir. Sessizce hisseder ve anlarız.
Sonuç olarak, hisseden hala duygularının farkında olan ve onları tanımlayarak ifade edebilen herkes başarılıdır.
Çünkü hala insandır.
Meryem Kadıoğlu



1213 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sahne sizin! - 05/11/2021
Işıltılı dünyanın cafcaflı detaylarıyla kuşanmış, kendine insan diyen ırka sesleniyorum, sahne sizin!
Öldürülecek Kadın! - 09/09/2021
Kadına biçilen değer suskunluğuyla ölçülüyor. Konuşan, hakkını aramak için savunan kadınsa öldürülecek kadın ilan ediliyor.
Kendime Öğütler... - 25/05/2021
Emek ve alın teriyle gelen hiçbir şey kolayca gitmez elinden. Paran kadar var olmak ya da emekle kan ter içinden defalarca yeniden doğmak. Hepsi senin elindedir.
İslam Dini ve Bilim - 07/05/2021
Bilim ile din arasındaki bağ nedir?
Benim Gibi - 02/05/2021
Şiir
Mutsuzluğun Sırtı - 25/04/2021
Neyse, bizim zamanımızda dediğim çocukken. Ayılar oynatılırdı. Aynı bugün ki gibi ahali etrafına toplanıp eğlenceli anlar geçirirdi. Ne kadar hasret kalmışız gülmeye. Çocuğundan yaşlısına hepsinde bir gülümseme.
Yinelenme - 05/12/2020
"Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek deliliktir."
Bilmem! - 29/11/2020
Zihnimizin ördüğü kalın ve yalıtımlı duvarlardan, ancak özgürleşen benlikler kanatlanarak çıkıyordu.
Sakın dürüst olma! - 13/06/2020
İnsanlar okusun diye ilginç başlıklar atıp sonra da ottan böcekten bahsetmeyeceğim bu yazımda. Bildiğiniz kendi attığım başlığa meydan okurcasına dürüst olacağım.
 Devamı