• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Meryem Kadıoğlu
İncir Teorisi
07/09/2016

Eğer değişik düşüncelere yelken açmak isteniyorsa fikirleri, yolda yürürken yakan güneşin hararetinden ve yürünmüş yolun mesafesinden mütevellit, biraz serinlemek biraz da dinlenmek için gölgesinde oturduğumuz “herhangi bir” ağaç gibi olduğunu düşünebiliriz.


Hayat, bazen güneşli havada bazen soğuk havalarda yürümek zorunda olduğumuz o yoldur. Ağaç ise hayatımızda yola nereden devam edeceğimizi kararlaştırdığımız pusula niteliğindedir. Fikirlerimiz eğer sabitleşirler ise inanca dönüşür. İnanç kökleşir ise kânuna dönüşür.


Şimdi, sizlerle geçtiğimiz gün yaşadığım ilginç bir tecrübemden kaynaklı bir ağaç altı fikrimi paylaşmak istiyorum.


Şile’de harika bahçesi olan bir eve misafir olmuştuk. Ailecek güzel bir gün geçirdik. Bahçe içerisinde en sevdiğim ağaç olan çam ağacı vardı. Yel estikçe kokusunu taşıyıp getirirken bana ayrı bir huzur veriyor. Ayrıca sağlam ve dik duruşu da bana hayatım boyunca ilham vermiştir. Birkaç meyve ağacı daha vardı. Bunlardan birisi de incir ağacı idi.


Dalları dağınık yeşil bir incir ağacı, ancak ağacın meyveleri bildiğimiz gibi patlayıp çatlamadan olgunlaşmış. İlk bakıldığında, sanki ağaçta hiçbir tane bile olgun incir yokmuş gibi görünse de biraz daha dikkatli bakıldığında, kuşların gagalarıyla meyvelerin nerdeyse hepsine bir işaret bıraktığını hatta dalında bitirdikleri çok net görülüyor. İşin gerçeği, ev sahibesi birkaç tane incir koparıp ikram edene kadar, bu ağaç hiç mi hiç ilgimi çekmemişti.

    Hatta içimden ; “bu nasıl incir böyle olmamış” diye geçirirken, ikramı geri çevirmek ayıp olur düşüncesiyle hiç olmazsa tadına bakmaya karar verdim.

Ancak o da ne?

   Bu olmamış gibi görünen incirler, bana hayatım boyunca yediğim bütün incirleri sorgulattı. Bir yandan sütleri akan bu incirin diğer yandan harika sanki tam kararında bir tadı vardı.


Genel olarak bilinen bir bilgi vardır ki; “İncir antioksidan lif ve mineraller ve vitaminler açısından çok zengin bir şifa kaynağıdır. En yaygın bilinen özelliği, sindirim
 sistemine katkı sağlayan bir meyve olduğudur. Yıllardır yediğim incirlerin hiç birisinden böyle bir etkiyi göremedim. Ancak bu avucumda tutuğum birkaç incir, henüz üç-beş saat içerisinde, anlatılan etkilerini tıpkı kullanılan bir ilaç gibi gösterdi.


Sonuç olarak; şifalı bildiğimiz tüm bitkiler de tıpkı insanlar gibi kendi aralarında birbirlerinden farklı özellikler taşıyor. Yani her incir şifalı değildir. Bütün insanlar insan tanınır. Fakat her insan erdemli veya yaşadığı topluma faydalı değildir. “Bütün incirler incirdir. Fakat hepsi şifalı değildir!”


Veya başka bir açıdan bakalım. Mesela gölgesinde durduğumuz ağaca tırmanıp tepesinden bakalım;

 Hani zamanın birinde, zat ı muhterem bir incir yemiş ve faydasını görmüş ; “bütün incirler şifalıdır” mı demiş?

Kim bilir?


Belki de bana faydalı olmayan incirler, kendi meşrebine uygun olan insanların şifasıdır. Yani yaratılmış her tür, kendi meşrebine uyum sağlayan türden olanlara fayda veriyordur!


Buradan çıkan sonuç; “Bütün incirler şifalı olabilir ancak,  her incir herkese faydalı değildir!”


Her iki açıdan da bakıldığında, sonuç aşağı yukarı aynıdır. Bütün canlıların, kanuna dönüşen inançları kendisine hastır. Bir kimsenin deneyimi başkalarına yalnızca daha tedbirli olmasını öğütleyen bir öğretidir.


Genelleme yapmak, pratik kabataslak veriye ulaştırır fakat ulaşılan veriler asla gerçeği yansıtmaz! Genelleme yapılarak kurulan tüm fikirlerin inanca ve hatta kanuna dönüştürülüyor olması ne kadar dar bir zihin hapishanesidir? Ve bu dar hapishaneden düşünmemekle firar edenlerdeniz!


Yüce Kitapta, adına yemin edilen bir meyve olmasının altında yatan neden bu mu acaba? Ben öyle çok emin olamıyorum. Zira Yaratıcı beni ortak etmedi. Ancak anlamaya çalışanlardanım. Sesli düşünüyorum.


Burada yazdıklarım, benim düşüncem bir ağaç altı fikrimdir. Herkesle paylaşabilirim. Ancak bu fikirlerim bir gün inanca hatta sabitleşip kanuna dönüşürse, benim inancım ve benim meşrebimin kanunlarıdır. Hiç kimseye mâl edemem! Herkes kendi yolunda yürür. Ve bu yolda karşımıza çıkan ağaçlar tümsekler çukurlar, ağaç altları kendi şahsımıza aittir.


Nasıl diyebilirim ki ; “bu doğru olandır hadi sizde böyle inanın!”


Herkesin bir yolu vardır. Her yaratılmışın kendine has vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmeye yetecek kadar aklı ve yeterince zamanı vardır. Başkalarının yollarındaki deneyimleri kanunlaştırmak sadece bizzat kendimize zarar verecektir.


Yanılmak acıdır. Fakat hiç denememek başkalarının yollarında kaybolmaktır..


Şimdi, yeter bu kadar dinlenmek hadi yolumuza devam edelim!



1068 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sahne sizin! - 05/11/2021
Işıltılı dünyanın cafcaflı detaylarıyla kuşanmış, kendine insan diyen ırka sesleniyorum, sahne sizin!
Öldürülecek Kadın! - 09/09/2021
Kadına biçilen değer suskunluğuyla ölçülüyor. Konuşan, hakkını aramak için savunan kadınsa öldürülecek kadın ilan ediliyor.
Kendime Öğütler... - 25/05/2021
Emek ve alın teriyle gelen hiçbir şey kolayca gitmez elinden. Paran kadar var olmak ya da emekle kan ter içinden defalarca yeniden doğmak. Hepsi senin elindedir.
İslam Dini ve Bilim - 07/05/2021
Bilim ile din arasındaki bağ nedir?
Benim Gibi - 02/05/2021
Şiir
Mutsuzluğun Sırtı - 25/04/2021
Neyse, bizim zamanımızda dediğim çocukken. Ayılar oynatılırdı. Aynı bugün ki gibi ahali etrafına toplanıp eğlenceli anlar geçirirdi. Ne kadar hasret kalmışız gülmeye. Çocuğundan yaşlısına hepsinde bir gülümseme.
Yinelenme - 05/12/2020
"Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek deliliktir."
Bilmem! - 29/11/2020
Zihnimizin ördüğü kalın ve yalıtımlı duvarlardan, ancak özgürleşen benlikler kanatlanarak çıkıyordu.
Sakın dürüst olma! - 13/06/2020
İnsanlar okusun diye ilginç başlıklar atıp sonra da ottan böcekten bahsetmeyeceğim bu yazımda. Bildiğiniz kendi attığım başlığa meydan okurcasına dürüst olacağım.
 Devamı