• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Meryem Kadıoğlu
Din-Darlık
23/02/2016

Dindar kelimesinin sözlükte anlamı; “Allah'a inanmış bağlanmış kişi” olarak tanımlanıyor. Öncelikle bizler insanların Allah’a inandıklarını veya bağlı olduklarını nasıl anlayabiliriz? Bu konu son günlerde toplumumuzda tamamen dış görüntüye yüklenmiş bir manadan öteye geçememektedir.

Bu konuyu en iyi kendi hayatımdan bir kesit ile anlatabileceğimi düşünüyorum. Üç yıl kadar en aşırı bulduğum ve toplumun da en aşırı bulduğu bir dindar giyim şekli olan peçe-çarşaf giydim. Bu süreç boyunca her gittiğim yerde haşa sanki Tanrıymışım gibi bir tavır görmüşümdür. Hiç unutmam kadının birisi kısır kızını bana getirip ona bir şeyler yapmamı istemişti.

Ben de "neden benden istiyorsunuz?" dediğimde; "Sen bütün kitapları yutmuşsundur." dedi. Herkesin hocam diye hitap ettiği günlerde, bana o ayrıcalığı sunan ahlakım, ilmim değil kıyafetim bir de güzel sesle okunan Arapça Kur’an dan başka bir şey değildi. Gün geldi dindarlığın kılık kıyafetle alakalı olmadığını tamamen özel bir durum olduğunu anladım.

Günümüzde dindarlık kavramını içine alan her şey ise sadece kılık ve kıyafetle ötekileşmekle alakalıdır. Tüm insanlıktan üstün bir fırka şeması çizerler. Bir kimsenin inancına yaratıcısı dahi müdahale etmeyip özgür iradesine vicdanına bırakmasına rağmen, çoğunluk ısrarla tapacakları bir sembol üretmek ve bununla üstün olmak başa geçmek derdinden öteye geçememiştir. Başını örten bir kadın dindar olarak bilinip saygı görüyor iken, başını örtmeyen veya ne diyelim halk diline göre (açık saçık) giyinen kadınların tecavüze uğramalarının dindar görünmemeleriyle ilişkilendirilmesi kadar tek taraflı haksız bir bakış açısı dünyanın başka neresinde var?

Öncelikle dindarlığın sürekli kadının üzerinden yürütülmesi bir yana, namussuzluk iffetsizlik gibi kavramların da yine sürekli kadın üzerinden yürütülmesinin, hedefleri (Allah a bağlanmak) dindarlık olan bir toplum için nasıl bir basiret düğümlenmesidir? Allah a bağlanmak isteyen bir kimse bunu bağıra bağıra yapmaya başlıyor ise davranışlarına çeki düzen vermek dürüst erdemli iyiliksever bir kimliğe bürüneceği yerde, ilk aşama olarak namaz kılmak, örtünmek veya sakal bırakıp cüppe giymekte buluyor dindarlığı.

Dört kitaba ve tüm din öğretilerine baktığımızda hepsinin özünde ; ötekileşmeyen- ötekileştirmeyen, kişiler veya toplumlar üzerlerinde üstünlük taslamayan, dünyada hep beraber yaşayabilmenin ahlaki değerlere riayet etmekle mümkün olabileceğini ayrıca her bireye konforlu bir yaşam sunan bir dindarlık kavramıyla karşılaşıyoruz. Toplumlara baktığımızda ise dindar görünen bilinen binlerce milyonlarca insanlara rağmen en büyük savaşların ahlaki bozuklukların görüldüğü toplumlar yine “Dindar” olarak görünen bilinen toplumlardır!!!

Buradan bakıldığında demek ki dindarlık denildiğinde görsel bir fark yapmak demek değildir. Hele ki fark insanlar arasında ayrımcılık bölünme düşmanlık gibi unsurları filizlendiriyorsa bu dindarlık yani (Allah ile bağ kurmak) olabilir mi? Din insanları iyiye güzele çağıran toplumsal huzur ve refah için ahlaki değerlerle içsel ve dışsal yönetilmektir. Dışsal yönetim görsel olarak dindarlığı ön plana çıkartmasına rağmen kişilerin içsel ahlaki yapısı ile ters düşmesi ile sadece insanlar arasında dindar olarak tanınıyor olmanın ötesine geçemez. Bu da genel olarak görüyoruz ki toplumsal ahlakın sağlanabilmesi için içsel yönetim gerekmektedir.

Dindar olarak görünüp bilinmek Allah ın dininde olduğumuzun kanıtı olamaz. Ama ahlaki değerleri zirvede yaşayan haksızlık yapmayan insanları bölmeyen bir kimse Allah ile bağ kurduğu da görüntüsüne yansımıyor ise dindar olduğu asla düşünülmez. Dindarlık kavramı aslında dürüst iyi niyetli güzel ahlaklı olmayan birini topluma dindar olarak gösterir. Bunula beraber oldukça dürüst ahlaklı erdemli hakikaten yaptıklarıyla Allah a yaklaşabilen birisini de sırf dindar görünmediği için dışlanan ötekileştiren bir hale dönüştürüldüğü bu toplumda; Ben “Dindar” değilim!! Kardeşim… Çünkü gerçek dindarlık bu dünyada eşit haklar sunan bir Tanrı nın herkese sunduğu imkanlar içinde diğerlerinden üstünlük prim sağlamayan ahlaki değerlere dayanan yaşa ve yaşat ı uygulayan bir şema çizmektedir.

Aşırı insan olmak diye bir kavram var mıdır?

İnsanlık tek bir anlama gelmektedir. Üstünlük sunmaz. Her birey insanım derken diğerleriyle eşit olduğunu vurgulamış olur. Bunu söylemek ne kadar zor?? Aklıma şeytanın secde etmeme gerekçesi geldi ya neyse diyelim…

Kutsal kitapların her birinde dışlanan dindarları görüyoruz. Bunlar da hep peygamberlerdi. Sürekli öldürme merakı ile “Takva” ambalajı ile yine sözde ileri derecede dindarlık savunmasına karşı ise şunu söylemeden geçmek istemiyorum. Habil den daha mı “Takva”lıyız?? Sonuç olarak bunca anlam kaydırmacaları ve karmaşaları hep gerçeklerin anlaşılmasının önüne bir perde çekmiştir.

Kitap indirilmiş yasalar açıkça izah edilmiş her konuda ölçülü olunmasının sırf kendi aramızda haksızlığa sapmamak dengesizlik olmaması açısından önerilmiş olmasına rağmen bizler çoğunluğun oluşturduğu düzene bakmaktan, Allah a yaklaşmayı adeta kaçar gibi yaşamaktan ibaret görmekteyiz. Her birimizin “Oku”ması istenen kitap dindar bilinenlerce (Arapça) anlamadan okunmuştur.

Oysa aynı kitap Ey İnsanlar diye de seslenmektedir…



917 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Sahne sizin! - 05/11/2021
Işıltılı dünyanın cafcaflı detaylarıyla kuşanmış, kendine insan diyen ırka sesleniyorum, sahne sizin!
Öldürülecek Kadın! - 09/09/2021
Kadına biçilen değer suskunluğuyla ölçülüyor. Konuşan, hakkını aramak için savunan kadınsa öldürülecek kadın ilan ediliyor.
Kendime Öğütler... - 25/05/2021
Emek ve alın teriyle gelen hiçbir şey kolayca gitmez elinden. Paran kadar var olmak ya da emekle kan ter içinden defalarca yeniden doğmak. Hepsi senin elindedir.
İslam Dini ve Bilim - 07/05/2021
Bilim ile din arasındaki bağ nedir?
Benim Gibi - 02/05/2021
Şiir
Mutsuzluğun Sırtı - 25/04/2021
Neyse, bizim zamanımızda dediğim çocukken. Ayılar oynatılırdı. Aynı bugün ki gibi ahali etrafına toplanıp eğlenceli anlar geçirirdi. Ne kadar hasret kalmışız gülmeye. Çocuğundan yaşlısına hepsinde bir gülümseme.
Yinelenme - 05/12/2020
"Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak ve farklı sonuçlar beklemek deliliktir."
Bilmem! - 29/11/2020
Zihnimizin ördüğü kalın ve yalıtımlı duvarlardan, ancak özgürleşen benlikler kanatlanarak çıkıyordu.
Sakın dürüst olma! - 13/06/2020
İnsanlar okusun diye ilginç başlıklar atıp sonra da ottan böcekten bahsetmeyeceğim bu yazımda. Bildiğiniz kendi attığım başlığa meydan okurcasına dürüst olacağım.
 Devamı