• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Meryem Kadıoğlu
Sakın dürüst olma!
13/06/2020

İnsanlar okusun diye ilginç başlıklar atıp  sonra da ottan böcekten bahsetmeyeceğim bu yazımda. Bildiğiniz kendi attığım başlığa meydan okurcasına dürüst olacağım.

Geçen bir yere gidiyorum ama gizli kalması gereken bir yer. Yani yardım yapmaya olabilir, kadın doğum doktoruna gidip muayene olacak olabilirim. Veya çok param varmış da ağırlık yapmış biraz cep boşaltıp mağazaları talan edeceğim. Hayal bu ya olmaz diye bir şey yok.

Her zaman apartmanın önünde siner gibi oturan ve geçerken hakkım olan yolu bile vermeyi düşünemeyen komşular, benim nereye gideceğimi merak ediyorlarmış ve birden çok lakayt bir tavırla:

- Nereye ?

Ben de doğal olarak:

- Neden sordun?

Evet, gerçek cevap şüphesiz bu olmalıdır. Şimdi ben, kapımı sadece işi düştüğünde çalmayı akıl ederek komşuculuk oynayan bu insanlara açıklama yapmak zorunda mıyım? Elbette değilim. Anlayamadığım şey neye dayanarak soruluyor bu tarzda sorular. Cevap vermeye kalksan yalan söyleyeceksin. Susup da otursan senaristlere taş çıkaracak senaryolar ile dedikodu kazanlarına meze olacaksın.

Bir arkadaş geçende, iki gözü iki çeşme beni arayıp dert yanıyor. Kendisi şartlar gerektirmiş evlenip ayrılmış bir süre sonra yeniden evlenmiş. Çok da mutlu bir hayatı var. Birbirinden tatlı iki evladı daha olmuş. Kızcağızın çocukları da kalmış ardında fakir yanına alamamış. Zalimler kaçırıp göstermemiş kimsesi de yok. Geçmiş gitmiş.

Hayır, kadına oturduğu binada mahallede bir rahat vermediler. Biraz da samimi bir hatundur. Anlatmış komşularıma güvenerek her şeyini döküp saçmış. Ardından bir süre sonra kaynasın dedikodu kazanları iftiralar,

- Vay efendim boşanıp evlenen kadın vay efendim yuva yıkan kadın!

- Hiç evladını bırakandan kadın daha ağırı anne mi olurmuş!

Daha neler, neler… Geldi bana anlatıyor ağlıyor, isyan ediyor. Ağlarken de şunu söyledi birden bire: "Keşke yalan söyleseydim. Veya hiç konuşmasaydım." Eveeeeet, şimdi geldik esas meseleye. İşte samimi, içi dışı bir olan insanın hazin hikayesi!

Bu toplum bize en erdemli olanımıza bile, yalan söylemeye itiyor hatta bazen mecbur bırakıyor. Yani huzur bulmak istiyorsan olmayan şeyleri varmış gibi gösterecek, tüm kusur kabul edilen değerlere ters düşen sorunlarında ise çatır çatır yalan söyleyip gerçeklerini üzerini  .......sıvayacaksın. Böylece samimi ve iyi sayılacaksın. Bu da sana başka samimi insanları görünce orda burada nette filmde! Yargılama linç etme hakkı verecek.

Zira sen artık temiz ve iyi biliniyorsun ya, rahat takılabilirsin. Doğal olarak hakkın var. Karşındaki insanı acımasızca yargılamaya.    Ondan sonra da “İnsanlar neden yalan söylüyor?” diye araştırmalar yapılsın.

Bence öncelikle insanları yalan söylemeye iten sebepler, nasıl ortadan kaldırabilir onu bulmak gerekir. Bazen de toplumun hassas dengelerini iyi çözmüş insanlar çıkıyor orda burada ev hayatını ailesini dünyaya açıyor. Bakıyorsun hiç kusur yok. Sanırsın cennette mübarek.
Her şey güllük gülistanlık pembiş, pembiş…

Çok mutlu, eşiyle çok iyi anlaşıyor. Çok düzenli, çok temiz çok, çok altında yorumlar:

-Çok samimisiniz temizsiniz huzur vericisiniz.

Aynı samimiyet yamacındaki komşusu olur veya akrabası, derhal bağrında yargı mahkemeleri kurulur. Her gün yüreğinde birilerini idam eder durur. Böylece kişi kendisine öfkelenmekten kurtulur. Zira kaçtığı şey zaten budur.

Cidden sanki sütten çıkmış ak kaşık da, herkes pisliğe batmış farkında olamıyor. Hâlbuki bir girsen içine ne gerçekler var üstünü başkalarının hatalarıyla kapattığı.

Evet, bence budur!

İnsanımız kendi hatalarıyla küstür kavgalıdır. Dışlanma korkusu, yani yalnız kalmamak için yalan söylemek zorundadır. İlk zamanlar zorlandığı yalan konusunda zamanla uzmanlaşır. Hatta söylediği yalana kendi de inanmaya başlar. Böylece başka birisi onun yaptığı hataya benzeyen bir hata yapmışsa hatasını ve yalancılığını yüzüne vurduğu hatta hatırlattığı için tatbiki, o kişiyle de arasını bozacaktır.

Köyde gönüllü eğitime gittiğim sırada bir gencimiz halk tabiriyle " kocaya kaçmış" köyün fırını da dedikodusu ile kaynıyor. Malum tasası görmüş geçirmiş gitmek üzere olan teyzelere kalmış. En çok bağırıp kınayan teyze ile sohbete tutuştum. Samimi bir ortam oluşunca, birden ağzından kaçırdı “ Bende kaçmıştım kocaya ! “

Bu şaka değil acı acı gerçek. İnsanın boğazını yakıp nefes almasını zorlaştırıyor. Corona değil bu cehaletin dip noktası. Şu dünyada en büyük düşman cahilliktir. Esas en zor olan cahillikle savaşmaktır.

Bu savaş asla kılıç kalkanla kaba kuvvet ile kazanılmaz. Önce bunu iyi anlamak gerekiyor. Ama her şeyden önce insanlar sorunun farkında olmalıdır. Cahilliğin en büyük destekçisi şiddettir. Cahillik öncelikle samimiyet, ardından eğitim ile alt edilebilir. Samimiyet kurulamadan eğitim vermek eğitmek kulakları işitmeyen gözleri görmeyen birine bir şeyler öğretmeye çalışmaya benzer.

Umarım bir gün, insanlar kusursuz tanınmak uğruna söyledikleri yalanların, kendilerini SAMİMİYETTEN ne kadar ötelere fırlattığını ve kendisini için, için nasıl mutsuz ettiğini kendine itiraf edebilir.

Kalın sağlıcakla…

Selamlar



249 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Corona'nın Kerametleri - 31/05/2020
............
Aile Toplantısı - 25/02/2020
Doğup büyüdüğüm yere böyle deniliyordu. Mahallemiz aslında görünmeyen sınırlarla ikiye ayrılırdı. Çingene mahallesi ve Sürmeneliler. Bizim evimiz çingene mahallesinin sınırları içerisinde kalıyordu. Onun için pek çok kez ayrımcılığa maruz kalmıştık.
Kadir Şeker Masum mu? - 16/02/2020
...........
Serzeniş - 09/04/2019
........
Bezginlik - 20/03/2018
.........
Sözler Esen Rüzgâr, Ümit Paslı Metal... - 28/09/2017
...
Yokluğun Felsefesi... - 02/08/2017
...
Tırnaklarım Acıyor... - 19/07/2017
...
Huzurda Kalmak... - 29/06/2017
...
 Devamı