• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Zeki Coşkunsu
Benlik ve Özgür Akıl Üzerine
01/11/2020

BÜTÜNCÜL ORGANİK & EKOLOJİK

PARADİGMA (DÜNYA GÖRÜŞÜ-DEĞERLER DİZİSİ)

VE/VEYA

SİSTEMLER GÖRÜŞÜ

AÇISINDAN

DÜŞÜNCE DÜNYASI [-BENLİK OPERATÖRÜ(SÜRÜCÜSÜ)]

İLE

AKIL OPERATÖRÜ [-AKILLILIK (ÖZ-GÜR AKIL) RÖLASYONU] ÜZERİNE

KISA BİR HASBİHÂL

(I)

 

Hiçbir birey, ‘akıl operatörü’nü,

‘Düşünce dünyası’nın merkezinde yer alan ‘benlik operatörü’ üzerine

‘Dominan(baskın)’ kılıp, aklını benlikten öz-gürleştirmediği sürece,

 Asla ‘otantik bir holizme(gerçek-doğru bir bütünselliğe)’ eremez!

Bu tür bir öz-gürlük,

Ne bilindik bir cemaat, ne bilindik bir mezhep, ne bilindik bir tarikat

Ve ne de, bilindik bir din;

Mȗsevîlik, Îsevilik ve Muhammedîlik değildir!

Bu hâl, ‘transandant(-müte‘âl: mutlak aşkın)’ açıdan değil, ama

‘İçkin(immanent)’ sıfatlar yönüyle ‘Otantik Allahlık’ vasfıdır.

Ne mutlu, otantik olan Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanabilenlere…!”

(Zeki COŞKUNSU)

 

     Geçen yüzyılın başında, fizikteki iki “kardinal(ana-temel) devrim”in gerçekleşmesiyle, adeta yeni bir çağ açılmış ve “Yeni Fizik Anlayışı” kendini göstermiştir. Bu “kardinal devrim”in ilki, Alman fizikçi, otantik ilim insanı Max Karl Ernst Ludwig Planck (1858-1947) tarafından ortaya konan “Kuantum Fiziğinin Temelleri” diğeri de, Almanya doğumlu Yahudi teorik fizikçi, filozof, otantik ilim insanı A. Einstein’ın (1879-1955) öne sürdüğü “Genel ve Özel Rölativite(Görelilik) Teorisi” idi. Sonuçta, “Yeni Fizik Anlayışı”, Newton fiziği ve onun dayandığı zaman ve mekânın “absülü” oluşu(-mutlaklığı) fikrini kökünden yıkmıştır!

     Dolayısıyla, yeni fiziği oluşturan Kuantum teorisi ve Görelilik teorisi fizikçilerin gerçekliğe (reality-réalité) olan bakışını büyük ölçüde değiştirmiştir. Uzay-zaman, madde, neden-etki kavramla-rında çok köklü değişimlere neden olmuştur. Oluşan bu yeni dünya görüşü; “bütüncül(holistic)”, “organik(-biologique, organic)” ve “ekolojik-çevrebilimsel(ecological)” gibi terimlerle nitelendirile-bilir. Nam-ı diğer, “sistemler görüşü(1)…!

     Son tahlilde, “evrenin, birbirine örülü bir ilişkiler ağı” olarak kavranışı, modern fiziğin gündeme getirdiği “kardinal iki konu”dan biridir. Diğerine gelince, “kozmik ağın, aslında dinamik oldu-ğu”nun farkına varılmasıdır. “Anti parçacık” anlayışı da bu “kardinal devrim”in en önemli etkile-rindendir. Sözün özü, “holistik[bütüncü(l)]” görüş açısı evrenin, insanın, kısaca varolan herşeyin anla-mını ve ilişki ağını belirginleştirerek zenginleştirmiştir.

     Geliniz, şimdi de bu kısa girişten sonra “Bütüncül Organik & Ekolojik Paradigma(Dünya Görü-şü-Değerler Dizisi) Ve/Veya Sistemler Görüşü Açısından Düşünce Dünyası[-Benlik Operatörü (Sürücüsü)] İle Akıl Operatörü[-Akıllılık(Öz-Gür Akıl) Rölasyonu] Üzerine” hasbihâlimize geçe-lim.

     Bu bağlamda tanımımıza; “maddeselliğine ve muazzam boyutlarına rağmen evren, kendi içinde ve kendi başına mevcut olmayıp, daha büyük ve tarif edilemez bir şeyin ürünüdür: evren, hayal edilmez bir okyanusun ortasında meydana gelen küçük bir dalgalanmadan, nispeten kü-çük bir ‘hareketlenme motifinden’ ibarettir(2) diyen “teorik fizik”,  “felsefe”  ve  “nöropsikolo-ji” alanlarına katkıda bulunmuş ABD & Brezilya & İngiliz vatandaşı bir kuantum mekaniği fizikçisi olan, otantik ilim insanı David Joseph BOHM’dan (1917- 1992)  ödünçle, “düşünce operatörü (sürücüsü)”nün özü itibariyle, yaşamın her aşamasında hafızanın aktif tepkisi(3) olduğu realitesi-ne içtenlikle katılarak başlayalım.

     Zira, “düşünce bilginin gerçek ve somut bir varlığa sahip olduğu proses (süreç)(4)tir. Bu arada “bilgi”nin(-enformasyonun) hem, bir “süreç” hem de, “toplam/bütünsel akı’dan bir soyutlama (an abstraction from the one total flux)” olduğunu da söylemek gerekir. Dolayısıyla, “hafızanın ‘en-tellektüel(intellectual)’, ‘duygusal(emotional)’, ‘duyusal(sensuous)’, ‘kassal(muscular)  ve ‘fiziksel (physical)’ tepkileri düşünceye dâhil(5)dir. Bunların hepsi “çözünmez” bir sürecin tüm yönleridir. Gelgelelim; onlara ayrı ayrı muamele etmek, “bütünlük(wholeness(*)-integrity)”ün karşıtı olan “parçalanma(fragmentation)” ve “karışıklık(confusion)” yaratır[tüm bunlar da, belleğin her bir ger-çek duruma yanıt(tepki) vermesinin bir prosesi olup, bu yanıt da belleğe daha fazla katkıda bulunur ve böylece bir sonraki düşünceyi koşullandırır].

        (*)[İngilizcede “sağlık” kelimesi, “bütün” anlamına gelen Anglo-Saxon “hale” kelimesine dayanır. Yani, “sağlıklı olmak, bütün olmaktır”. Bu da yaklaşık olarak İbranice, “shalem”in eşdeğeridir. Aynı şekilde, “holy (kutsal)”, “whole(bütün)” ile aynı köke dayanır. Tüm bunlar,  hayatı yaşamaya değer hale getirmek için bütünlüğün(wholeness veya integrity) mutlak bir zorunluluk oldu-ğu(6)nu, insanın her zaman hissettiğini işaret etmektedir. Gelgelelim; yine de, insanlar çağlar boyunca, genellikle “parçalanma(fragmentation)” içinde yaşamışlardır; bugün de olduğu gibi…]

     David J. Bohm, “belleğin tepkisi” olarak kabul edilen bu “düşünce”nin, işleyiş düzenine göre te-melde “mekanik” olduğunu da söyler: Bu mekaniklik; ya “önceden var olan bazı yapıların bel-lekten çıkarılarak tekrarlanması” ya da, bu “fikirlerin, kavramların, kate-gorilerin, vb.lerinin di-ğer yapılarda bazı kombinasyon(bileşim) düzenlemesi ve organizasyonu”dur. Bu kombinasyonlar, hafıza elemanlarının tesadüfî etkileşiminden kaynaklanan belirli bir yenilik türüne sahip olabilseler de, Bohm’a göre yine de böyle bir yeniliğin esasen hâlâ “mekanik” olduğu açıktır[bir “kaleydoskop (kaleidoscope)”ta görünen yeni kombinasyonlar gibi].(7)

     Bu mekanik süreçte ortaya çıkan düşüncelerin, onları uyandıran gerçek durumla alakalı veya uygun olması için, doğal bir neden yoktur! Herhangi bir özel düşüncenin alakalı ya da, uygun olup olmadığı-na dair algı, “mekanik olmayan bir enerji”nin, “akıl” dediğimiz bir enerjinin çalışmasını gerektirir.  David J. Bohm’a göre; bu ikincisi “(-akıl), yeni bir düzeni veya yeni bir yapıyı algılayabilir, bu sa-dece bellekte zaten bilinen veya mevcut olanın bir modifikasyonu değildir!”(8)

     Yine Bohm’a göre “düşüncenin temelde maddi bir süreç olduğunu gösteren çok sayıda kanıt” bulunmaktadır. Örneğin, “beyin ve sinir sistemindeki elektriksel ve kimyasal aktivitelerden ve be-raberinde gelen kasların gerginlik ve hareketlerinden ayrılmaz olan düşünce, çok çeşitli bağ-lamlarda gözlemlenmiştir.”(9)

     Peki, bununla birlikte “daha ince bir doğası”na rağmen, “akıllılık”ın da benzer bir süreç olduğu söylenebilir mi?

     Bohm, ilgili eserinde -önerdiği görüş itibariyle- bunun böyle olmadığını ima eder: “Eğer akıllılık koşulsuz bir algı eylemi olacaksa, onun temeli hücreler, moleküller, atomlar, temel parçacıklar, vb. gibi yapılarda olamaz! Akıllılığın fiili işleyişi böylelikle, bilinen herhangi bir yasaya dâhil edilebilecek faktörler tarafından belirlenme veya koşullan-dırılma olasılığının ötesindedir.” Dolayısıyla, “akıllılığın temelinin belirlenmemiş ve bilinmeyen bir akışta olması gerektiğini görü-yoruz ki bu aynı zamanda, tüm tanım-lanabilir madde biçimlerinin de temelidir.” Bu nedenle, “akıllılık herhangi bir bilgi dalı (örneğin, fizik veya biyoloji) temelinde anlaşılamaz veya açıklana-maz! Kökeni, onu tanımlayabilecek herhangi bir bilinen düzenden daha derin ve daha içsel-dir(gerçektende, bilgi dalı akıllılığı anlamayı umduğumuz tanımlanabilir madde biçimlerinin düzenini anlamak zorundadır).”(10)

     Sözün burasında şu soru gündeme gelebilir: Öyleyse, “akıllılığın düşünce ile ilişkisi” nedir? Kısaca, düşünce kendi başına işlev gördüğünde, “mekanik” ve “akıllı olmadığı”nı söyleyebilir zira, genel olarak hafızadan alınan, ilgisiz ve uygun olmayan kendi düzenini empoze eder. Bununla birlikte, düşünce, sadece bellekten değil, her durumda belirli bir düşünce çizgisinin alakalı ve uygun olup ol-madığını görebilen “koşulsuz akıllı algı”ya da yanıt verebilir.

     David J. Bohm, “belki” diyerek burada, “radyo alıcısı” benzetmesini önerir: Alıcının çıkışı girişi “geri beslendiğinde”, alıcı esasen alakasız ve anlamsız gürültü üretmek için tek başına çalışır, ancak radyo dalgası üzerindeki sinyale duyarlı olduğunda, elektrik akımlarının kendi iç hareket sırası(ses dalgalarına dönüşür) sinyaldeki sıraya paraleldir ve ve böylece alıcı anlamlı bir düzenin ortaya çıkma-sına hizmet eder. Bu da “sadece geçmişte edinilen anlama veya becerilere dayanan bir mekaniz-manın sonucu olmayan bir hakîkâti gerçekleştirebilir.” Daha sonra, “akıllı algılamada, beyin ve sinir sisteminin, bilinebilir yapılar açısından tanımlanabilecek herhangi bir şeye ‘indirgeneme-yecek’ olan ‘evrensel’ ve ‘bilinmeyen’ ‘akı(flux)’daki, bir düzene doğrudan yanıt verebileceği söylenebilir.(11) [DEVAM EDECEK]                                                                   ZEKİ COŞKUNSU



344 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Gerçeğin Peşinde - 15/10/2021
....
Bir Sistem ki... - 02/10/2021
...
Beyaz bir Güvercin Kanadında - 18/09/2021
KAYNAŞMALI TÜM İNSANLIK BEYAZ BİR GÜVERCİNİN KANADINDA!(1)
S.O.S - 11/09/2021
BU UYARIM İNSAN(LIK) İÇİN ACİL BİR UYARIDIR(S.O.S)! YANDI, YANDINIZ, YANDIK! DİKKAT! DİKKAT ÜSTÜ DİKKAT! DİKKATİN KAREKÖKÜ!
Birlikte Güzelleştirelim - 28/08/2021
İlkin, ‘Özbeöz(gerçek) kendimiz’i Sonra da, Bu ‘çirkin dünya’yı Diyorum; ‘Ha(y)di gel!’ Birlikte güzelleştirelim!
Deli Divaneye Ahlar Vahlar Ülkesine Döndüm - 14/08/2021
‘DELİ-DİVÂNE’YE; ‘AH’LAR-VAH’LAR ÜLKESİ’NE DÖNDÜM!
Biz Hep Yaralı Kuşları Sevdik - 23/07/2021
BİZ HEP YARALI KUŞLARI SEVDİK; SEVDİKÇE İYİLEŞTİLER, İYİLEŞTİKÇE UÇUP GİTTİLER! BİR DE SEVGİ AÇI(AFFAMÉ d’AMOUR) İNSANLAR VAR!
Türkiye Eğilimleri - 03/07/2021
TÜRKİYE EĞİLİMLERİ-2019[(15 OCAK 2020)] ARAŞTIRMA ÖRNEKLEMİ(1) ‘SOSYO-KÜLTÜREL GÖSTERGELER-8’ ‘FARKLI KİMLİKLERLE KOMŞU OLMA İSTEĞİ-2’ ÜZERİNE ADI GEÇEN TABLOYA İLİŞKİN BAZI ÇIKARSAMALARIM!
Hangisi? - 20/06/2021
‘NATÜREL(DOĞAL) YOLLAR’DAN MI, YOKSA ‘ÜÇ ‘S’ KURALI’YLA MI REHABİLİTE EDİLİP ARITILMAK İSTERDİNİZ; HANGİSİ…!?
 Devamı