• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Zeki Coşkunsu
İNSAN AKLININ KENDİ KENDİNİ ORGANİZE EDEREK KRİTİK DEĞERE ERİŞMESİ II
20/12/2020

İLMÎ YAKLAŞIM

İLE

SELFORGANİZE KRİTİKALİTE

[İNSAN AKLININ KENDİ KENDİNİ ORGANİZE EDEREK KRİTİK DEĞERE/STABİL HÂLE ERİŞMESİ]

&

FENOMENOLOJİK(GÖRÜNGÜBİLİMSEL) YAKLAŞIM

ÜZERİNE

 TOPLU BİR BAKIŞ(*)

(II)

Evet, “akılsal fonksiyonlarımız, self-organize kritikalite yönünde yönlendirilmekte”dir! Dolayısıyla, insanoğlu da önce, “aklın tavanı”nı keşfetmeli ve bu yönde direnip, onu zorlamalıdır! Değilse, “benim aklım almaz, aklımı aşıyor!” vb. sözler, Allah’a hakaret cümleleri”dir! [Bu, “insanoğlu referans sistemi” için geçerlidir!] O hâlde önce “keşif”, sonra, “direnç(sabr)” ve ar-dından da, Allah’tan yardım beklenmelidir. Bunlar yapılmaksızın Allah’tan yardım beklentisi, “bo-şuna bir beklenti ve avuntu”dan ibarettir! Aklı kullanmada ve yardım istemede, kolaya kaçmak biz insanlara yakışmaz! “Tevekkül”ün gerçek anlamı, işte budur! Tüm imkânlar seferber edilecek, ama buna rağmen kapılar açılmıyorsa, işte orada Allah’tan yardım dilemek gerekebilir. Allah, bu durumda olana yardım eder; Yoksa tüm bunlar yapılmaksızın Allah’tan yardım istekleri ilme de, Kur’an’a da aykırıdır!

Tekrar konu başlığına dönecek olursak; “elliptik yapı’ya duçar olanlar, İslam dünyası (!)nın(rijid+entel) din yobazları, insanlığa geçmişte çok çektirmişler, bugün de hâlâ çektirmeye devam etmekteler!” Bu eliptik yapı nedeniyle yığınlarca tartışmalar, ihtilaflı sonuçlar ortaya çıkmış ve hâlen de çıkmaya devam etmektedir. “İnsanlık camiası, bu (rijid+entel) din yobazlarına karşı dikkatli olmalıdırlar!”

Öte yandan herhangi bir dine yönelik yaklaşım sergilenirken de “dinsel/teolojik” yaklaşım sergilenmemelidir! Zira o zaman, “hipnoz” altında kalınmış olunur. Hehangi bir dine yaklaşım ser-gilenirken, “otantik(gerçek-doğru) ilmî yaklaşım” ortaya konulmalıdır.  Unutmayalım; “hipnoz al-tında kalmak, aklı kullanmayı reddetmek demektir!” Dahası, “hipnoz, aklı kullanmayı engelle-yen bir faktördür de!” Dolayısıyla, “herhangi bir otoritenin etkisi-tasallutu ve/veya hipnozu al-tında kalınmamalı”dır(ki buna, otantik entellektüellik böyle olana da, “otantik entellektüel denir). Elbette eliptik yapıdan kurtulmak istiyor, bu yapının ağına düşmek istemiyorsak eger! Bunun için de, “matematik-lojik(matematik-mantık)”, “operasyonel araştırma metotları”, “semiyotik (göstergebilimsel) ilmi” vb. ilmî disiplin ve metotlar iyi öğrenilip-içselleştirilmelidir!

2- Deneysel(Experimental/Ampirik) ve Gözlemsel(Observasyonel) Yaklaşım:

Yaşamını ve yaşam koşullarını “anlama”k ve “düzenleme”k, yaşamına “kolaylık” ve “uyum” getirmek, geçmiş “gözlemler”i ve “deneyimler”iyle elde ettiklerine dayanarak günlük faaliyetlerini “sistemli” ve “tutarlı” bir şekilde yürütmek isteyen “insan, zaten doğasından ‘araştırmacı’dır!”(6)

Peki, genelde tüm insanlar, özelde de ilim insanları bu “araştırma prosesi”nde elde edeceği bilgiye hangi kaynaklardan ulaşabilir? Yani genel anlamda bilginin, özel anlamda da ilmî bilginin kaynakları nelerdir?

İnsanoğlu Referans Sistemi”ne göre “bilgi kaynakları-konpakt; özlüce bir formda- şöylece sıralanabilir[“Allah Referans Sistemi”ne göre ise, “ilmin kaynağı” tektir; o da “ALLAH” yani, “Bizzat KENDİSİ”dir!]:

a) İnsanın belleğiyle ve tecrübeleriyle bizzat kendisi[İNSAN: Entelektüel(Zihinsel)+Ekspe-rimental(Tecrübî-Deneyimsel)].

b) Kendi dışındaki fiziksel çevre öğeleri[DOĞA: Fiziksel+Biyolojik Evrenimiz].

c) İçinde yaşadığı yakın ve uzak toplumsal çevre[TOPLUM: Sosyolojik(Toplumsal) Çevre].

d) Üretilmiş düşünsel ürünler[POZİTİVİST FELSEFİ ve/veya KOGNİTİF(BİLİŞSEL)- KÜLTÜREL ÇIKTILAR(IMIZ)].

Peki, deneysel(experimental-ampirik) araştırma ve/veya yaklaşım nasıl gerçekleştirilir?

Deneysel(experimental-ampirik) araştırma ve/veya yaklaşımda; bir çıktı ölçümü üzerinden iki grubun “kıyas”lanması yapılır. Bu iki grup;  “deney grubu” ve “kontrol grubu”ndan ibarettir.

Gözlemsel(observasyonel) araştırma ve/veya yaklaşım ise, “çevresel farkındalık”ı,  “ölçüm-lemeler”i ve “değerlendirmeler”i kapsayacak şekilde, gereği gibi yapılmalıdır.

Gerek, deneysel(experimental-ampirik) araştırma ve/veya yaklaşımda ve gerekse, gözlemsel (observasyonel) araştırma ve/veya yaklaşımda; her ikisinde de korelasyonel(ilişkisel) bir tavır ser-gilenmeli, iki değişken arasındaki pozitif veya negatif ilişki ortaya konulmalıdır.

Tabi bu tür yaklaşımda hem, “niceliksel(kuantitatif)” ve hem de, “niteliksel(kualitatif)” sap-tamalar yapılır. Örneğin, ilkinde yani, “niceliksel” olanında, “ne kadar?” sorusuna yanıt aranır. “Kı-yas”lama ve “çıkarım”lar “sayısal değerler”e dayandırılır.  “İstatiksel analizler”den faydalanılır.  İkincisinde yani, “niteliksel” olanında ise, “nasıl?” sorusuna yanıt aranır. “Kıyas”lama ve “çıkarım”-lar, denekler yakından gözlemlenerek yapılır. Mülakat ve gözlemlerle veri toplanır. Vaka çalışmaları yapılır.(7)

Özlüce: “İlmî araştırma da, insan dahil doğal fenomenler arasındaki var olduğu varsayı-lan önermelerin ‘sistemli’, ‘kontrollü’, ‘deneysel(eksperimental-ampirik)’,  ‘gözlemsel(observasyo-nel)’ ve ‘eleştirel’ soruşturulmasıdır!” İlmî araştırmalarla da, “ilmin genel amacı” olan “fenomen-deki düzeni bulma”ya katkı amaçlanır.

Son olarak da, “Fenomenolojik(görüngübilimsel) Yaklaşım” üzerinde biraz duralım.

Fenomenolojik(görüngübilimsel)  yaklaşım”ı tanımlamadan-belirlemeden önce “fenome-noloji(görüngübilim)” kavramına kısa bir gönderide bunalım. Zira “fenomenoloji” kavramı, fizik literatürüne son birkaç on yıl içinde yerleşmiş kavramlardan biridir. Basitçe tanımlarsak, fenomeno-loji, “olgular arasında deney veya gözlemler yoluyla elde edilen bağıntılar üzerinden muhakeme yapılması”dır. Örnek olarak, “ideal gaz kanunları”nı ele alabiliriz: Gazların fiziksel davranışları üzerine çalışan çeşitli ilim insanları basınç, hacim, sıcaklık ve gaz miktarı değişkenleri arasında çeşitli örüntüler olduğunu gözlemiştir. Bu örüntüleri “ideal gaz kanunları” olarak anıyoruz. Daha sonraları, istatistiksel mekanik ve istatistiksel termodinamik alanındaki buluşları ve katkıları ile ünlü yapmış Avusturyalı ünlü fizikçi, ilim insanı Ludwig Eduard Boltzmann’ın (1844-1906) “istatistiksel meka-nik” yaklaşımını geliştirmesi ile, gazı bir istatistiksel örneklem olarak ele almak suretiyle, ideal gaz kanunlarını “Newton’un hareket yasaları”ndan türetmek mümkün olmuştur. Dolayısıyla, “ideal gaz kanunları”, “ideal gazların fenomenolojisi”dir! Modern fizik literatüründe “çok parçacıklı sistem-ler(8), genellikle bu yaklaşımla ele alınmaktadır!

Gelgelelim; genelde insanlar özelde ilim insanları, “kimi kanunları(n), olayların ve olguların neticelerini bilir, ama sebeblerini bilemeyebilir!” Ne var ki “ilgili fenomenin sebepleri üzerinde durulmayıp, o fenomenle ilgili nedenler es geçilerek yola devam edildiği”nde “otantik anlama” gerçekleşmiş olmaz! Bunun ilmî literatürdeki karşılığı, “fenomenolojik[görüngübilimsel:(sıra dışı-nonkonvansiyonel doğal olayları inceleyen bilime ait)] teori” veya “anprik(deneysel) teori”dir. Konuya ilişkin, bir örnek verelim:

Türkiye’de coğrafi anlamda çeşitli bölgeler yer alır. Bu coğrafi bölgelerden biri olan, örneğin Akdeniz Bölgesi’ni ele alalım. Bu bölgede diğer bölgelerde olduğu gibi, bir takım kentler bulunur. Bunların nüfus sıralamalarını yapalım ve en kalabalık kente, bir “rank(derece)” verelim; böylelikle işlemimize devam edelim. En sonunda, ortaya şu netice çıkacaktır: “Rank çoğaldıkça nüfus azal-makta; kentin popülasyonu bir bakıma rankla ters orantılıdır!” Aynı şekilde, “herhangi bir firmanın iş hacminin, senelere göre sıralaması da, ters orantılı olacaktır!” İşte ilmî literatürde buna, “Zipf Kanunu” adı verilir. Zipf Kanunu, (farklı dillerde istatistiksel oluşumlar yapan)  Ame-rikalı ünlü bir dilbilimci ve filolog, ilim insanı George Kingsley Zipf (1902-1950) tarafından ortaya konulmuştur. Ancak, (‘Fraktallar üzerine teoriler geliştirmiş ve en ünlü çalışması Mandelbrot kü-mesi olan)  Polonya doğumlu, Amerikalı ünlü matematikçi, ilim insanı Benoît B. Mandelbrot (1924-2010) ise rank’a, bir “sabit(e)” ilave etmiştir: (1/2, 1/4, (1/1)+ {1/(1+sabit)} gibi! [UYARI: Para-metre, “ayarlanabilen bir sabit” demektir, “değişken” demek değildir! Bir diğer ifadeyle “paramet-re, en uygun değeri gösteren sabitlerdir ve probleme göre değişir; ‘değişken’le karıştırmamak” gerekir!]

         Zipf kanunu(yasası) “matematiksel istatistik bilimi” kullanılarak ortaya çıkartılan bir “em-pirik(deneysel) yasa” olarak formüle edilmiştir. Evet, ilgili yasaya ad olarak, 1930’da Ameri-ka’da Harvard Üniversitesi’nde dilbilim profesörü olan George Kingsley Zipf tarafından yayım-lanması üzerine, onun adı verilmiştir.(9) Bu empirik yasa, “herhangi bir insan dili ile yazılmış bir metinde bulunan sözcüklerin sıklılıkları” hakkındadır. Bu yasa daha önce de Alman ilim insanı Felix Auerbach (1856-1933) tarafından 1913’de yayımlanmıştır. Ama bu yayımda yapılan sıralama dünya șehirlerinin nüfus itibarıyla sıralanması idi.(10) Fransız “stenografi(alfabenin harfleri, noktala-ma işaretleri, kelimeleri yerine semboller ve kısaltmalar kullanan çabuk yazma sistemi. Yazılar yakın, küçük ve dar yazıldığı için bu adı almıştır. Stenografi, meclis oturumlarında, mahkeme duruşma-larında, iş görüşmelerinde oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır)uzmanı Jean-Baptiste Estoup de (1868-1950) metinlerde bulunan sözcüklerinin sistemik sıklıkları hakkında Zipf’den önce yayım yapmıştır.(11) Bu sıralamalar şirket büyüklükleri sıralamaları, gelir sıralamaları vb. için de uygu-lanmıştır. Benoît B. Mandelbrot da -yukarıda değindiğimiz gibi- bu yasayı genelleştirmiştir! “Zipf yasasının niçin insan dillerinin çoğunda uygulanabileceği bilinmemektedir!”(12)

Dolayısıyla, bir takım beyanlara, “fenomenolojik yaklaşımlar” sergilenebilir; ancak bu yak-laşım tarzı, en başta belirtilmelidir! İşte, “Kur’an beyanlarına yaklaşım sergileyenlerde de, fenome-nolojik yaklaşım sergiledikleri gözlenmekte”dir! Yani, “anlamadan, nedenleri bilinmeden, yakla-şımlar sergilenmiştir; hâlen de sergilenmektedir ve bu yüzden de tartışmaların, ihtilafların sonu bir türlü gelmez, bir netice de alınamaz!” İşin püf noktası, işte tam da burada yatar; aman dikkat!

Ve nihayet, epilog(sonsöz)!

Ne mutlu, doğru ve sağlıklı neticelere götüren yaklaşımlar sergileyebilenlere...

Ne mutlu, eliptik tuzaklar ağına düşmeden, Kur’an beyanlarını anlayabilenlere...

Ne mutlu, akılsal fonksiyonlarını doğru kullanıp, self organize kritikalite çerçevesinde iş-lemini yürütebilenlere...

Ne mutlu, hiçbir kimsenin hipnozu altına girmeden ve de, hiçbir otoritenin etkisi-tasallutu altında kalmadan(ki buna, otantik entellektüellik böyle olana da, “otantik entellektüel denir) yaşam sürebilenlere... 

              (*) [(01.05.1999): COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünü-müz & Geleceğimiz Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, c.I, ss. 273-279, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019].

            (1) Geniş bilgi için bkz. ABD-EL-KHALICK ve arkadasları, [ABD-EL-KHALICK, F., LE-DERMAN, N.G., BELL, R. L., ve SCHWARTZ, R.S.] Views of Nature of Science Questionnaire (VNOS): Toward Valid and Meaningful assessment of Learners' Conceptions of Nature of Science. Annual International Conference of the Association for the Education of teachers in Science (AETS)'da sunulmuş bildiri, Costa Mesa, CA.) , (2001). & NRC, (THE NATIONAL RESEARCH COUNCIL:ULUSLARARASI ARASTIRMA KONSEYİ) (1998) & SINATRA, G. M., SOUTHERLAND, S.A., McCONAUGHY, F. ve DEMASTES, J. W.;  “Intentions and Beliefs in Student's Understanding and Acceptance of Biological Evolution”, Journal of Research in Science Teaching, 40 pp. 510-528, 2003.

               (2)  Bkz. KEETON, T. WILLIAM, GOULD, L. JAMES, with GOULD, GRANT CAROL; Biological Science, (Fifth Edition), W.W.Norton & Company. New York, N.Y. 10110, London, WCIA IPU., (1993). (Çeviri Editörleri: Prof.Dr. Ali Demirsoy. Prof.Dr. İsmail Türkan); Genel Biyoloji, s.4, 5. Baskı, Palme Yay., Ankara, 1999.

          (3) Bkz. KENCE, A.; “Biyoloji eğitiminde evrim ve yaratılışçılık, Biyoloji Eğitiminde Evrim Sempozyumu”, ss.215-222, Türkiye, Mayıs, 2007.

               (4) Bkz. CHEN, S.; Development of an instrument to assess views on nature of science and attitudes toward teaching science”, Science Education, 90(5), 803-819 (2006), & İREZ, S.; “Are we Prepared?: An assessment of preservice science teacher educators' beliefs about nature of science”, Science Education, 90, 1113-1143, (2006),   İREZ, S., ÇAKIR, M., DOĞAN, Ö.; “Bilimin Doğasını Anlamak: Evrim Eğitiminde Bir Önkoşul, Biyoloji Eğitiminde Evrim Sempozyumu, ss. 291-302, Malatya, Türkiye, Mayıs, 2007.

          (5) Bkz. KILIÇ, Dilek Sultan; Biyoloji Dersinde Evrim Konusunun İşlenmesini Etkileyen Faktörler”, (Doktora tezi), s. 11-13, Hacettepe Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim-Öğretim Ve Sınav Yönetmeliği’nin Ortaöğretim Fen Ve Matematik Alanlar Eğitimi Anabilim Dalı, 2011.

               (6) Bkz. ERDOĞAN, İrfan (Prof. Dr.); “Pozitivist Metodoloji Ve Ötesi(Araştırma Tasarımları Niteliksel ve İstatistiksel Yöntemler)”, s. 32, (Geliştirilmiş 3. Baskı), Erk Yayınları, Ankara, (2012) & Geniş bilgi için bkz. irfanerdogan.com/kitaplar/ metod2012.pdf. [Erişim Tarihi: Ağustos, 2017].

              (7) Bkz. OFLUOĞLU, Salih (Prof. Dr.); “BS503 Araştırma Yöntemleri(Temel Kavramlar)”, 1. Seminer Notlarından, [geniş bilgi için bkz. ss.1-17], www.sayisalmimar.com/kurslar/bs503/01_semi ner. pdf. [Erişim Tarihi: Ağustos, 2017].

              (8) Geniş bilgi için bkz. PATHRIA, Raj Kumar; “Statistical Mechanics”, pp. 9-28, (second edition), Butterworth - Heinemann, 1996.

              (9) Bkz. ZIPF, George Kingsley (Prof.Dr.); “The psychology of language”, Cambridge, Mass.: Houghton-Mifflin, 1935 & ZIPF George Kingsley; “Human behavior and the principle of least ef-fort”, Addison-Wesley, 1949. 

              (10)  Bkz. AUERBACH, Felix (Prof.Dr.); “Das Gesetz der Bevölkerungskonzentration”, Petermanns Geogr Mitt, 59: pp. 74-76, 1913.

              (11) Bkz. MANNING, Christopher, D. (Prof.Dr.) & SCHÜTZE, Hinrich(Prof.Dr.);  “Foundations of Statistical Natural Language Processing”, ISBN 978-0-262-13360-9, p. 24, MIT Press, 1999.

              (12) Bkz. BRILLOUIN, Léon (Prof.Dr.); “La science et la théorie de l'information”, 1959 & 2004.

Zeki COŞKUNSU



198 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Gerçeğin Peşinde - 15/10/2021
....
Bir Sistem ki... - 02/10/2021
...
Beyaz bir Güvercin Kanadında - 18/09/2021
KAYNAŞMALI TÜM İNSANLIK BEYAZ BİR GÜVERCİNİN KANADINDA!(1)
S.O.S - 11/09/2021
BU UYARIM İNSAN(LIK) İÇİN ACİL BİR UYARIDIR(S.O.S)! YANDI, YANDINIZ, YANDIK! DİKKAT! DİKKAT ÜSTÜ DİKKAT! DİKKATİN KAREKÖKÜ!
Birlikte Güzelleştirelim - 28/08/2021
İlkin, ‘Özbeöz(gerçek) kendimiz’i Sonra da, Bu ‘çirkin dünya’yı Diyorum; ‘Ha(y)di gel!’ Birlikte güzelleştirelim!
Deli Divaneye Ahlar Vahlar Ülkesine Döndüm - 14/08/2021
‘DELİ-DİVÂNE’YE; ‘AH’LAR-VAH’LAR ÜLKESİ’NE DÖNDÜM!
Biz Hep Yaralı Kuşları Sevdik - 23/07/2021
BİZ HEP YARALI KUŞLARI SEVDİK; SEVDİKÇE İYİLEŞTİLER, İYİLEŞTİKÇE UÇUP GİTTİLER! BİR DE SEVGİ AÇI(AFFAMÉ d’AMOUR) İNSANLAR VAR!
Türkiye Eğilimleri - 03/07/2021
TÜRKİYE EĞİLİMLERİ-2019[(15 OCAK 2020)] ARAŞTIRMA ÖRNEKLEMİ(1) ‘SOSYO-KÜLTÜREL GÖSTERGELER-8’ ‘FARKLI KİMLİKLERLE KOMŞU OLMA İSTEĞİ-2’ ÜZERİNE ADI GEÇEN TABLOYA İLİŞKİN BAZI ÇIKARSAMALARIM!
Hangisi? - 20/06/2021
‘NATÜREL(DOĞAL) YOLLAR’DAN MI, YOKSA ‘ÜÇ ‘S’ KURALI’YLA MI REHABİLİTE EDİLİP ARITILMAK İSTERDİNİZ; HANGİSİ…!?
 Devamı