• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tabusalcom?ref=hl
  • https://twitter.com/tabusal
Zeki Coşkunsu
Felsefe Din Çatışması -I-
06/05/2022

‘METODİK KUŞKUCULUK(SCEPTICISME MÉTHODIQUE)’TAN

HAREKETLE

‘KURAMSAL DÜŞÜNME(PENSÉE THÉORIQUE)

ÖRNEĞİ VE ETKİNLİĞİNİN

‘İKİLİ(BINAIRE) DANS’I

&

ÂDETA

‘İKİ DAĞIN BULUŞMASI’:

(DÜCANE CÜNDİOĞLU & PROF. DR. AHMET ARSLAN)

‘FELSEFE-DİN ÇATIŞMASI-I’(1)

ÜZERİNE

KISA BİR HASBİHÂL

 

     Öncelikle belirtmeliyim; sunuculuğunu Pınar Erbaş’ın yaptığı 19.04.2022 tarihli, “Blomberg-HT”deki “1+1=1” adlı programda yer alan 37 yıllık kadim gönül dostum Dücane Cündioğlu ile saygıdeğer hocam Prof. Dr. Ahmet Arslan’ın “Felsefe-Din Çatışması” üzerine; “metodik kuşkuculuk(scepticisme méthodique)”tan hareketle “kuramsal düşünme(pensée théorique)” örneği ve etkinliğinin “ikili(binaire) dans” ettiği, âdeta “iki dağın buluşması(Dücane Cündioğlu & Prof. Dr. Ahmet Arslan)” mesabesinde güzel bir programdı. Her hafta böylesi etkinlikleri içeren programları izlemekten -maddi hiçbir şeyden alamadığım düzeyde-en üst faz/ rank”tan “otantik(gerçek-doğru-güvenilir-özgün) haz” almaktan mutluyum.

     Yaklaşık, “iki saat(1.46.32 sn.)”lik bu “otantik keyif verici” sohbet; salt “enformatif(bilgilendirici)” değil, aynı zamanda “deklaratif(beyan edici-bildirimsel)”, “düşündürücü(engrossing)”, “kafa karıştırıcı(confusing)” ve “konformist[sorgulamadan itaat ederek boyun büken ve bu doğrultuda intibak(uyum) gösteren]” bir zihniye-te inat oldukça “zihin konforunu bozucu” bir programdı, tebrikler…

     Muhtelif gazete ve dergilerde makâleleri yayımlanmış ve 10 eser sahibi yazar Şahin Doğan (1980-…), bu sohbet ile ilgili bir paylaşımında şöyle der: “(…) Dücane Cündioğlu daha ‘temkinli, karmaşık ve entelektüel’ dururken; Ahmet Arslan daha ‘rahat, net ve filozofça’ duruyordu. Dücane Cündioğlu’nda daha ziyade ‘haki-kati arayan bir eda’ varken; Ahmet Arslan'da daha ziyade ‘hakikati bulmuş bir eda’ vardı. Dücane Cündioğ-lu ‘yazarken’, güzel Ahmet Arslan ‘konuşurken’… Ahmet Arslan’ın en büyük başarısı, derin ve girift felsefi meseleleri ‘avama göre ve bazen avamca’ anlatabilmesi. Bu bakımdan ülkede eşi benzeri yok hocanın… Yalnız Dücane ‘Eb-u Hanife’nin iman ve amel ayrımı’ndan bahsederken bunu bilmediğini, yeni duyduğunu söylemesi garip geldi bana! Bilmediğini açık yüreklilikle itiraf etmesi takdire şayan, ama ortaokul düzeyindeki dini bir bilgiyi bilmediğini söylemesi hayret-i mucip doğrusu! Dücane ona nazaran daha İslam’ın ve geleneğin içinde… Arslan’ın tespitleri harika, ama İslam’a çok çok dışarıdan bakıyor. Böyle bakmasaydı[keşke yazar Şahin Doğan da dediği gibi, kendisi de sisteme dışarıdan bakabilse” (z.c.)] bu harika tespitleri yapamazdı belki de… Çünkü ‘BİR ŞEY HAKKINDA EN GÜZEL VE OBJEKTİF TESPİTLERİ YAPANLAR O ŞE-YE DIŞARIDAN BAKANLAR’dır genellikle… O harika tespitlerden biri şu: ‘DİN HAKİKATE SAHİP OL-DUĞUNU İDDİA EDER, FELSEFE HAKİKATİ SEVDİĞİNİ SÖYLER! DİN HAKİKATİ BULDUĞU-NU İDDİA EDER, FELSEFE HAKİKATİ ARADIĞINI SÖYLER.’ Takdir edileceği üzere ikisi arasında ‘ÇOK AZİM FARKLAR’ var. Keza Mekke döneminde ‘CEHENNEM İLE TEHDİT EDİLME’ çok yoğun bir şekilde gözlenirken, Medine döneminde bu giderek azalır. Nedeni artık ‘DEVLETLEŞEN DİN’in cezayı bizzat kendi eliyle vermeye çalışması… Dücane, İranlı yazar, mühendis kökenli[akademisyen, uzun zamandan beri demokrasi yanlısı bir eylemci ve İran'ın geçici hükûmetinin başında olan ve 1979 İran Devrimi’nden sonra İran’ın ilk başbakanı olmuş; Kasım 1979’da ise İran rehine krizi olayını protesto etmek ve hükûmetinin bunu önleme konusundaki başarısızlığının ardından başbakanlık görevinden istifa eden. (z.c.)] Mehdi Bazergan’ın ‘Kur’an Kronolojisi’ adlı çalışmasına gönderme yaparak bu kanıyı, bir bakıma destekler. Dikkate değer bir fikir, ama hiç inceleme ve üzerinde düşünme fırsatım olmadı[bense ilgili eserin ilk orijinali (Seyr-é Tehevvol-é Koran) yayımlandığında, -ki sonradan da Türkçe’ye, Kur’an’ın Nüzȗl Süreci (1998)’ adıyla çevrilmiştir- okuma ve inceleme fırsatı bulduğum için kendimi, şanslı hissediyorum (z.c.)].”(2)

     Bu bağlamda “Akletme Üzerine(2012)”, “Cemaat Diktatörlerinin Psikanalizi(2012)”, “Kusay’ın Mekke Devrimi [Roman-(2015)]”, “Vahyin Tarihsel Mahiyeti(2017)”, “Yüzleşme: Din & Tarih & Siyaset(I-II-III)[2018-2019-2020]” vb. araştırma-inceleme, edebiyat ve İslam kategorilerinde eserleri bulunan yazar, hakikat yolcusu, kadim gönül dostum Hamdi Tayfur, (1965-…) bir paylaşımında; “DİN-ŞERİAT AYIRIMI DİNİN İFLASININ İTİRAFIDIR!”(3) der, doğru söyler, yerden göğe haklıdır da…!

     Kuşkusuz, “Doğu”da, “Şark Beyinli”lerin zihin ve yaşam dünyalarında “din” -ki doğası gereği o, bir ideolojidir!- ile “siyaset” birbirinden “ayrılmaz bir bütün”dür; bunu ayırabilecek araçlara sahip olunmadı-ğından asla ayrıl(a)maz görünüyor!

     Gelişmemiş, geri kalmış(-bırakılmış) ülke insanlarının kâhir ekseriyeti(ezici çoğunluğu)nde, [örn. “Sağ Lob Dominant(Başat-Baskın) Şark Beyinli”; Türkiye, Orta Doğulu vb.leri] “ideolojik & ontik-otonom inanç/ memetik(kültürgen) orijinli, tarihsel, kültürel, siyasallaştırılmış din/doğma(inak)” tipi bir zihniyet hâkim ol-duğu için pozitif anlamda, bir “deontoloji(ödev-yükümlülükler bilgisi)”(*) ve “etik-ahlâk”tan söz etmek olası de-ğildir; zira “ideolojik & ontik-otonom inanç/memetik(kültürgen) orijinli, tarihsel, kültürel, siyasallaştırıl-mış din/doğma(inak)” tipi kafalarda “otantik(gerçek-doğru-güvenilir-özgün) & efektif(etkin-verimli) & fonk-tör(el) (:eşleştirici-işlevsel) akıl” olmaz!

     (*)[Deontoloji(Ödev-Yükümlülükler Bilgisi):Herhangi bir mesleği uygularken mutlaka uyulması gereken ‘ahlâkî değer ve etik kurallar’ı inceleyen bilim dalı”dır. İnsanın belirli ödevleri olduğunu varsayan ahlâk öğretilerini temel alır ve bu öğretilerden kaynaklanan görev ve kuralların çeşitli mesleklerdeki somut izdüşümlerini inceler. Deontoloji, “semplisite (sadelik)” gereği “etik(-ahlâk; ahlâkbilim) yapı”ya da yansımıştır. “Ahlâk(etik)-moral ilmi” de ilmî literatüre göre, “de-ontoloji”nin bir “alt birim”idir].(4) 

     Otantik akıldan yoksun(“ebleh, idiotik; non-adaptif-akılsız”)(5) bir kafanın da yine, pozitif anlamda “deon-tolojik” ve “etiksel-ahlâkî” değerleri ol(a)maz! Hele hele “ahlâkın en yoğun hâli(top intensiveness of mora-lity)”, yani “üstün ahlâk değerleri(ekstra değerler kümesi)” hiç mi hiç; hâk getire…! Olsa olsa onların yaşam-ları, “serebral-serebrum(cerebral-cerebrum: bilinçli düşünme)” kökenli değil, yani “kognitif(cognitive: bilişsel -idraksal)” değil, hayvanlar gibi “parencephalon(beyincik)”, nâm-ı diğer “serebellum(cerebellum: beyincik, ez-bere dayalı-otomatik pilot)”cu(6), saltempülsif(dürtüsel-içsel gerilim-içtepisel)”dir, hepsi bu; o kaaaaa…!

     Saltempülsif” diyorum. Demem o ki “dürtüsel…” bir yaşam & “eleştirel akıl yoksunluğu” ve (kısmen de) doğum travması: insanın anne rahminden ‘mutlak yalnızlık’a mahkûm edilişi”ne bir atıf; demedi demeyin, aha(n) da diyor ve uyarıyorum!

     Yine, bu bağlamda zaten birey, herhangi bir kavramın doğruluğuna, eğer onu test edip doğrulamadan ina-nacak olursa o birey, ilmî anlamda(Tıp literatürüne göre) serebellumcu(**), halk tabiriyle  ezberci” kabul edilir, edilmelidir de…! Zira “serebellumcular için anlam önemsiz-değersizdir!” Dolayısıyla “bu tipler” de, “kelimenin anlamını kritik etmezler-edemezler!”

     (**) [Serbellumcu: “Serebral-serebrum(cerebral-cerebrum: bilinçli düşünme)” kökenli değil, yani “kognitif(cognitive: bilişsel-idraksal)” değil, hayvanlar gibi “parencephalon(beyincik)”, nâm-ı diğer “serebellum(cerebellum: beyincik, ezbere dayalı-otomatik pilot)”cu, saltempülsif(dürtüsel-içsel gerilim-içtepisel)”…! “Otantik akıldan yoksun(‘ebleh, idiotik; non-adaptif-akılsız’)(7) bir zihniyet”…! Otantikçe “anlama”dan sadece “ezbere bilme”, “otomatik pilot”; hepsi bu...! Bu da bir tür “siloculuk”, “papağanlık”, “ezbercilik/rivayetcilik-nakilcilik” olup “serebellumcu’luk”tur, daha ötesi de-ğil...!](8)

     Evet, “serebellumcular için, kelimeler sahibine bir şey fısıldamaz!” Eğer kelimelerin bize bir şey fısılda-masını istiyorsak, ilkin ilgili kavramın “ampirik verifikasyon”unu yani, “deneysel doğrulama-kanıtlama”sını gerçekleştirmemiz gerekir. Yine, o kavramla ilgili olarak gerekli “observasyon(gözlem)”un da yapılmış olması gerekir. Bu proses(işlem)ler yerine getirilmeksizin kelime ve kavramların kullanılması, bizi saltezberci” yap-maktan öteye götürmez!

     Neden mi? Zira “aldatmacalar, ezberler iyi gizlenmiş mantıksal hatalardır!” da ondan… “İnsanın kendi-ni tanıyabilmesi için düşünceleriyle çelişkiye girmesi lazım… [Otantik (z.c)] Düşünme çelişki ile başlar! Çelişki olmazsa gelişme de olmaz; sorgulamanın ürünü ne de olsa….! İnsan ancak bu şekilde görüş açıla-rını genişleterek aklı ve bilinciyle oynama olasılığı yaratarak yaşamdan zevk alabilir.”(9)    

     Sözün özü işte, tüm “ideolojik & ontik-otonom inanç/memetik(kültürgen) orijinli, tarihsel, kültürel, siya-sallaştırılmış din/doğma(inak)”lar, “ön yargı”lar, “kozmik fantezi”ler, “koz-mitoloji”ler vb. hep, bu türden-dir! Çünkü bunların hiçbirinde ilgili kavramların; “ampirik verifikasyon(deneysel doğrulama-kanıtlama)”,  observasyon(gözlem)” ve “falsifikasyon(yanlışlama: yanlışlayarak doğrulama)” yapılmamıştır! İşte bu tip dü-şünüş-kabuller, ilmî literatürde hiçbir anlam ve değer taşımazlar! Ancak üzülerek ifade etmeliyim; bu tür gayr-i ilmî düşünüş-kabuller, kuşaktan kuşağa rapor edilerek, yığınlarca halk(-birçok ulus) tarafından benimsenmiş ve uygulamaya konulmuştur. Bunların ne denli “tehlikeli bir girişim” oldukları, tefsire mahâl olmayacak kadar açık seçik, ortadadır. Yineliyoruz, bu tür gayr-i ilmî düşünüş-kabuller, otantik ilim açısından bir anlam ve değer taşımazlar; olsa olsa bize, “cahil toplumların genel karakteristiği”ni gösterir, hepsi bu…!   

     Hâl-i pür melâlimiz…!

     Bu gidişle ne olacak bu hâlimiz…!?

     Akıllarımız derin uyku altında “hipnoz”lu & “ipotekli-rehin”; hele hele “öz-gür aklını kullanabilme cesa-reti”ne dayalı “otantik düşünme & düşünce” hâk getire…!

     Âdeta fersah fersah uzak-yabancı; “düşünme-düşünceden tiksinen, onu lüks sayan, ona birer düşman”la-rız! 

     Metodolojik kuşkuculuk  & pozitif kritik etmek” mi, o da (neyin) nesi…!?

     Pasif bir biçimde, salt “söz dinleme & hikâye-masal okumak” (ki sakın ola, bu edebî türleri küçümsediğim de sanılmasın!) hayli zamandır, “kronik alışkanlık”a dönüşmüş(kikronik alışkanlıklarımız, kendi yarattığı-mız birer Cehennemimizdir!) ve de  konformizm” içinde de çok rahatız, hastalıklı(ki hasta olduğumuzun da bilincinde olmaksızın) hâlimizden de gayet hoşnut…!

     Ha, şu da var:

     Salt kitap okumak da sorunu çözmüyor! Zira “okurun zihni yapısı(mantalitesi)” ile okuduğu “kitap türü ve kalitesi(enformasyon değeri)”, burada “kardinal(temel) belirleyici” olan…!

     Buna karşın, kendi “ideoloji”si ve/veya “ontik-otonom inanç/memetik(kültürgen) orijinli, tarihsel, kültü-rel, siyasallaştırılmış din/doğma(inak)”larına onay alıcı, pekiştirici yönde okunan kitapların okura asla otantik bir katkısı olamaz! Tam tersine doğrusu, okudukları onu silkeleyip sarsacak, derin uyku altındaki hipnozdan uyandırıp “özbeöz(gerçek) kendi”ne getirecek türde kitaplar olmalı değil midir?

     Orta Doğulu kafası”ndan sıyrılıp aydınlanamıyorsan çok okusan ne yazar!? Sen hep kendi tarafına yontu-yorsan okumanın sana ne faydası olabilir ki…!?

     Yok, öyle hazıra konmak…!

     Olmaz öyle şey, olmaz böyle aydınlanma; hep bir hazır ideoloji, fikir ve inancın arkasına gizlenerek…!?

     Sözün özü, maalesef “otantik düşünme-düşünce”den mahrum kalmış(-bırakılmış) “metodolojik kuşkucu-luk & pozitif kritik etmek”ten bihaber, “konformizm” içinde de kalarak(hatta pekiştirerek) ve buna karşın “ideolojik & ontik-otonom inanç/memetik(kültürgen) orijinli, tarihsel, kültürel, siyasallaştırılmış din/doğ-ma(inak)”ların atmosferinde büyüyüp-serpilenler, öylesine bir kafa-zihin yapısıyla, o türden de kitaplar(!) oku-makla asla sağlıklı bir yere varamayacaklardır, bu kesin!

     Evet, değil mi ki “kendi öz-gür aklını kullanabilme cesareti”ni gösterip “otantikçe” düşünmeden, “meto-dolojik kuşkuculuk & kuramsal düşünme”den hareketle “pozitif kritik” etmeden pasif bir biçimde salt söz dinleme & hikâye-masal okumakla kendi “konformizm”inden de kurtulmadan “otantik aydınlanma” gerçekleşemez, öyleyse -ki öyledir!- siz “Kopyala–Yapıştır!” serebellumcu beyinliler, sizlere diyorum; “yok öyle ucuzluk…!”

     Son tahlilde, işte ben de bu yüzden demiştim: “‘Metodik kuşkuculuk(scepticisme méthodique)’tan hareket-le ‘kuramsal düşünme(pensée théorique)’ örneği ve etkinliğinin ‘ikili(binaire) dans’ı & âdeta ‘iki dağın bu-luşması’: (Dücane Cündioğlu & Prof. Dr. Ahmet Arslan) ‘Felsefe-Din Çatışması’ üzerine kısa bir hasbihâl”; ve’s-Selâm…!  

 

     (1) Lütfen, aşağıdaki linkte geçen video’yu hassaten izleyiniz. Sunuculuğunu Pınar Erbaş’ın yaptığı 19.04.2022 tarihli, “Blomberg-HT”deki “1+1=1” adlı program için bkz. https://www.youtube.com/watch?v=aqt2s4wBTFA. (Erişim Tarihi: 19.04.2022).

     (2) Bkz. DOĞAN, Şahin; 20.04.2022 tarihli, “Dücane Cündioğlu Okuyucuları” adlı sosyal medya sitesindeki paylaşım yazısı, https://www.facebook.com/groups/194730758582. Ayrıca bkz. DOĞAN, Şahin; 20.04.2022 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı,  & https://www.facebook.com/profile.php?id=100006953988612. (Erişim Tarihi:20.04.2022).

     (3) Bkz. TAYFUR, Hamdi; 20.04.2022 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı, https://www.facebook.com/hamdi.tayfur. (20.04.2022).

     (4) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, 09.10.1999 tarihli, “Natür-Nurtür(Nature-Nurture) Di-lemması(İkilemi-Açmazı) Genetik Determinizm-Çevresel Determinizm & Davranışların Biyolojik Ve Kültürel Evrimi” adlı makâlemiz, c.I, ss. 305-314, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (5) Geniş bilgi için bkz. ÖZENLİ, Sertaç; “İlmî Sohbetler”, ss.(C) 2-5, Karakuşlar Yay., Adana, 1999. Ayrıca bkz. COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, 06.06.1998 tarihli, “Öğrenme Prosesi(Süreci/İşlemi) Üzerine Kısa Bir Has-bihâl” & 11.11.2000 tarihli, Dinamizmin Önündeki En Büyük Engel: Empüritonlar[Kirletici/Saflığı Bozan Maddeler (Kirletici-Saflığı Bozucu Parazit/Ajanlar)] Üzerine Kısa Bir Hasbihâl” & 16.06.2001 tarihli, “Pedantik(Malumatfuruş) Non Adaptif-Akıllılık İle İdiotik Non Adaptif-Akılsızlık Üzerine Bir Kaç Not[Ahmaklık Ve Eblehlik Genetik Akıl Değil Epigenetik Akıl Kökenlidir]” & 08.05.2004 tarihli, “İnancın Anatomisine Kısa Bir Bakış [Aparan(Görünür) Doğrulara Dayalı İnanç Mı Yoksa, Reel(Gerçek-Hakiki) Doğrulara Dayalı İnanç Mı? (Delibrasyon(-Derin Kavrayış/Düşünüş)àDesizyon(Karar)]” adlı makâlelerimiz, c.I, ss. 673-680, 721-725, c. II, ss. 1397-1403, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (6) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Gelece-ğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, 01.01.2000 tarihli, “Mantal Çözüm(leme) [Serabral Korteks Mi Serebellum Mu?  Deklaratif Mi Prosedürel Mi?] & Uyku-Rüya Prosesine İlişkin Bir Kaç Not” adlı makâlemiz, c.I, ss. 379-383, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (7) Geniş bilgi için bkz. ÖZENLİ, Sertaç; “İlmî Sohbetler”, ss.(C) 2-5, Karakuşlar Yay., Adana, 1999. Ayrıca bkz. COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik  İlmî Makâleler(I-II-III)”, 06.06.1998 tarihli, “Öğrenme Prosesi(Süreci/İşlemi) Üzerine Kısa Bir Has-bihâl” & 11.11.2000 tarihli, “Dinamizmin Önündeki En Büyük Engel: Empüritonlar[Kirletici/Saflığı Bozan Maddeler (Kirletici-Saflığı Bozucu Parazit/Ajanlar)] Üzerine Kısa Bir Hasbihâl” & 16.06.2001 tarihli, “Pedantik(Malumatfuruş) Non Adaptif-Akıllılık İle İdiotik Non Adaptif-Akılsızlık Üzerine Bir Kaç Not[Ahmaklık Ve Eblehlik Genetik Akıl Değil Epigenetik Akıl Kökenlidir]” & 08.05.2004 tarihli, “İnancın Anatomisine Kısa Bir Bakış [Aparan(Görünür) Doğrulara Dayalı İnanç Mı Yoksa, Reel(Gerçek-Hakiki) Doğrulara Dayalı İnanç Mı? (Delibrasyon(-Derin Kavrayış/Düşünüş)àDesizyon(Karar)]” adlı makâlelerimiz, c.I, ss. 673-680, 721-725, c. II, ss. 1397-1403, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (8) Bkz. COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Gelece-ğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, c.II, ss.819, 1238, c.III, ss.2015-2022, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019. & COŞKUNSU, Zeki; Gerçek-Gerçeğe Giden Yol(The Road to Real-Reality): Geçmişimiz-Bugünümüz & Geleceğimiz, Non-Konvansiyonel Otantik İlmî Makâleler(I-II-III)”, 01.01.2000 tarihli, “Mantal Çözüm(leme) [Serabral Korteks Mi Serebellum Mu?  Deklaratif Mi Prosedürel Mi?] & Uyku-Rüya Prosesine İlişkin Bir Kaç Not” adlı makâlemiz, c.I, ss. 379-383, Çizgikitabevi Yay., Konya, 2019.

     (9) Bkz. BAHADIROĞLU Gülay; 16.04.2021 tarihli, kendi “facebook” ana sayfasındaki paylaşım yazısı(& post’a düşülen Hüseyin Aycanın notu-yorumu eşliğinde),  https://www.facebook.com/gulay.bahadiroglu. (Erişim Tarihi: 15.04. 2021).

 

     Zeki Coşkunsu



152 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Konfesyonlarım & Yüzleşmelerim! İtirafımdır. - 20/09/2022
KONFESYONLARIM & YÜZLEŞMELERİM! İTİRAFIMDIR; SALT HEP İKİ MEVSİM BİLİP-YAŞADIM! BEN SİZİN DOĞRU SANDIĞINIZ ÇİZGİDEN SAPTIM! AMA SİZSE TÜM YAŞAMINIZI BÜYÜK BİR YALAN(-YANILSAMAY)A VAKFETTİNİZ!
METAFİZİĞİN NESNESİ TANRI İLE METAFİZİĞİN KENDİSİ OLAN FELSEFE ÖLDÜ MÜ? - 20/08/2022
METAFİZİĞİN NESNESİ TANRI İLE METAFİZİĞİN KENDİSİ OLAN FELSEFE ÖLDÜ MÜ?
Duygu Okyanusu İçindeki Akıl Adası - 29/07/2022
Duygu Okyanusu İçindeki Akıl Adası
YAŞAMSAL ÜÇ BÜYÜK KIRILMA* - 07/07/2022
YAŞAMSAL ÜÇ BÜYÜK KIRILMA YAŞAMSAL DENEYİM-ETKİNLİKLERİMDEN ÜÇ ÖRNEK KESİT
Felsefe Din Çatışması -II- - 09/05/2022
USDIŞILIĞIN TARİHİ: ‘İRRASYONALİTE(MANTIKSIZLIK-SAÇMALIK)’ İLE ‘RASYONALİTE(MANTIK-AKLA UYGUNLUK)’ ARASINDAKİ ÇATIŞMA(:ETKİLEŞİM & EVRİM)
Kanasın Kanamasına da... - 16/04/2022
‘Kanım çekiliyor’! Bu öyle bir ‘çekiliş’ ki Ne bir denizin, Ne de bir okyanustaki herhangi bir ‘med-cezir’, Yani ‘gel-git’lerinkine benziyor!
Pireye Kızıp Yorganı Yakalım mı? - 20/03/2022
MESELE ‘PİRE’ Mİ ‘YORGAN’ MI? YOKSA ASIL MESELE ‘YORGANIN SAHİBİ’; O YORGAN SAHİBİNİN ‘EMPÜRİTON’LU[KİRLETİCİ-SAFLIĞI BOZUCU MADDE(PARAZİT/AJAN) YÜKLÜ] PİRE ÜRETİCİ ZİHNİYETİ VE ORTAMI’ OLMASIN!?
Ben bir Savaş Karşıtıyım - 26/02/2022
“Savaşma; Öz-gür kal - Öz-gürce yaşa, Otantikçe sev(iş) ve üleş-paylaş!”
Yaşam Sevincini Hiç Tatmamış Çocuklardandık! - 14/02/2022
Yaşam Sevincini Hiç Tatmamış Çocuklardandık!
 Devamı